19. BÖLÜM
Oyun gamze’nin telefonun çalmasıyla bitivermişti. Gamze koşarak odasındaki telefonunu açmıştı.
Gamze: alo
…: gamze. Gamze ben Erhan. Nasılsın?
….: gamze konuş benimle ne olursun. Bağır, hakaret et ama konuş.
Gamze derin bir nefes alıp zar zor konuşmuştu.
Gamze: niye arıyorsun?
Erhan: gamze ben özür dilerim. Seni çok özledim. Hatalıyım biliyorum. Affedebilecek misin beni?
Jonghyun gamze’nin peşinden odanın kapısına koşarak kimin aradığını öğrenmeye çalışıyordu. Ve acıda olsa öğrenmişti. Daha fazla kapıda duramadı ve arkadaşlarının yanına döndü ama aklı hala gamzedeydi.
Erhan: gamze. Yanına geleceğim ben seni seviyorum.
Gamze bir tek kelime bile söyleyemiyordu. Kapatmıştı telefonu Erhan’ın yüzüne. Gözyaşları yanaklarından süzülüp akmak yerine sel olup kalbine akıyordu.
Minho: jonghyun neyin var? Bir şey mi oldu? Gamze nerde?
Jonghyun oturduğu yerden kalkıp elinde tuttuğu tabu kartları buruşturup fırlatmıştı. Sorulan hiçbir soruyu duymuyordu. Kızlar kalkıp gamze’nin yanına gitmişti.
Mingi: gamze canım iyi misin? Ne oldu? Kötü bir haber mi aldın?
Gamze nin aklı karmakarışıktı. Ağzını açsa jonghyunla yaşadığı büyülü, bu muhteşem hayatı darmadağın olacak gibi geliyordu.
Dilanur: gamzecim anlatabilirsin derdini. Biz hepimiz yanındayız.
Gamze buğulanan sesiyle anlatmıştı kızlara. Daha fazla da dayanamamıştı. Kızlar yalnız kalıp kafasını toplaması için odadan çıkmışlardı. Kızlar odadan çıkıp salona gider gitmez gamze’nin hıçkırıklarıyla ağlama sesi gelmişti. Gamze’nin seninden sonra da cam kırılma sesi ve salondakilerin bağırış sesleri inlemişti evin tüm odalarında. Gamze salonda ne olduğunu gayet iyi biliyordu. Jonghyun un üzülmesi en son istediği şeydi. Kapıyı kilitlemişti. Önceleri içten olan haykırışları jonghyunun bahçeye çıkmasıyla dışına taşmıştı. Jonghyunun duyup da daha fazla üzülmemesi için yastığa başını gömüyordu. Ama ne fayda.
Gamze: o beni bırakıp gitti. Neden? Neden hala böyle oluyor. Allah’ım ben onsuz mutlu olmaya çalışırken offffff. Kendine gel gamze. “ne yapacağım şimdi ben? Bir yanda ailem yerine koyup yıllarca deli gibi sevdiğim Erhan, öbür yanda kimsem kalmadığında beni yalnız bırakmayıp içim kan ağlarken yüzümü güldüren jonghyun.”
Kapı tıklamıştı. Gelen dilanurdu.
Dilanur: jonghyun’un ailesi geliyormuş.
Gamze: tamam hemen geliyorum.
Gamze çıkmıştı kendini hapsetmeye çalıştığı odadan. jonghyunun eli kanıyordu. Diğerleri de çıkıp gitmişlerdi artık evden.
Gamze: jonghyun elin kanıyor.
Jonghyun: öylemi hiç farkında değilim. Acımıyor zaten.
Gamze evin sağında solunda koşuşturarak sargı bezi arıyordu ama bulamamıştı. Son çare olarak saç bandını çıkartıp sarmıştı jonghyunun eline. Elleri birbirine bu kadar yakınken içten bir şekilde tutamamak koyuyordu ikisinede. El ele birkaç saniyede olsa kalmışlardı. Biraz sonra kapı çalmıştı. Babasının ve annesinin de gözleri yaşlıydı. İçeriye geçmişlerdi. Çatlamış dudaklarıyla istedikleri tek şey 1 bardak suydu. Gamze koşup getirmişti. Titreyen elleriyle bardağı tutmakta bile zorlanıyorlardı. Gamze ne olduğunu anlayamamıştı ama jonghyun isyan edercesine kendini yere bırakmıştı. Sağlam olan elini olanca gücüyle duvara vuruyordu. Annesiyle babasının gözlerinden de yaşlar dökülmeye başlamıştı. Birbirlerine sarılarak teselli ediyorlardı. Gamze koşup yerde oturan jonghyunun yanına çömelmişti. Jonghyunun sesi çıkmıyordu. Dudaklarından zorlukla çıkan tek cümlesi.
Jonghyun: dedem gitti. Şimdi bitti. Her şey bitti.
Gamze mutfaktan jonghyuna da bir bardak su getirmişti. Bardağı eline alır almaz fırlatıp dışarı koşmuştu jonghyun. Gamze de arkasından koşmak yakalayıp sarılmak istiyordu ama evdekileri de yalnız bırakamıyordu. Salona gelir gelmez annesi “git kızım bizi merak etme” demişti. Gamze yanına lazım olur diye telefonunu almıştı. Koşuyordu. Soluksuzca koşuyordu. Koşarken yine telefonu çalmıştı. Jonghyundur diye açmıştı ama Erhan’dı.
Erhan: gamze …
Sadece yarın görüşürüz diyecekti. Ama gamze kapatmıştı telefonu yüzüne. Israrla arıyordu gamze usanmadan reddediyordu. Eğer jonghyun ararda meşgul olursa konuşamazsam diye ödü kopuyordu. Her yere bakmış ama bulamamıştı. Son çare olarak yorgun bir şekilde jonghyunla tanıştıkları sahile gelmişti. Jonghyun oradaydı. Gamze rahatlamıştı. Yanına giderken telefonda jonghyunun annesini aramıştı merak etmeyin demek için. Telefonu jonghyuna vermişti. Konuşup iyi olduğunu söyledikten sonra kapatmıştı. Ama gamzeye veremeden telefonu, Erhan yine aramıştı. Yanında gamzeyi görmek sakinleştirmişti biraz da olsa ama Erhan’ın arayışı çileden çıkartmıştı. Gamze kimin aradığını görememişti. Jonghyun çalan telefonu gamze’ye doğru uzatınca Gamze alıp kim olduğuna bakmak için elini uzattığında jonghyun telefonu geri çekip denize fırlatıvermişti. Jonghyun gamzeye tokat atıp eve doğru koşmaya başlamasıyla Gamzenin kalbi sızlamaya başlamıştı.
Gamze: Jonghyun sevmediğine göre oyun bitti…
(arkadaşlar son 2,3 bölüme girdik. Hikaye sizce nasıl bitecek)
Oyun gamze’nin telefonun çalmasıyla bitivermişti. Gamze koşarak odasındaki telefonunu açmıştı.
Gamze: alo
…: gamze. Gamze ben Erhan. Nasılsın?
….: gamze konuş benimle ne olursun. Bağır, hakaret et ama konuş.
Gamze derin bir nefes alıp zar zor konuşmuştu.
Gamze: niye arıyorsun?
Erhan: gamze ben özür dilerim. Seni çok özledim. Hatalıyım biliyorum. Affedebilecek misin beni?
Jonghyun gamze’nin peşinden odanın kapısına koşarak kimin aradığını öğrenmeye çalışıyordu. Ve acıda olsa öğrenmişti. Daha fazla kapıda duramadı ve arkadaşlarının yanına döndü ama aklı hala gamzedeydi.
Erhan: gamze. Yanına geleceğim ben seni seviyorum.
Gamze bir tek kelime bile söyleyemiyordu. Kapatmıştı telefonu Erhan’ın yüzüne. Gözyaşları yanaklarından süzülüp akmak yerine sel olup kalbine akıyordu.
Minho: jonghyun neyin var? Bir şey mi oldu? Gamze nerde?
Jonghyun oturduğu yerden kalkıp elinde tuttuğu tabu kartları buruşturup fırlatmıştı. Sorulan hiçbir soruyu duymuyordu. Kızlar kalkıp gamze’nin yanına gitmişti.
Mingi: gamze canım iyi misin? Ne oldu? Kötü bir haber mi aldın?
Gamze nin aklı karmakarışıktı. Ağzını açsa jonghyunla yaşadığı büyülü, bu muhteşem hayatı darmadağın olacak gibi geliyordu.
Dilanur: gamzecim anlatabilirsin derdini. Biz hepimiz yanındayız.
Gamze buğulanan sesiyle anlatmıştı kızlara. Daha fazla da dayanamamıştı. Kızlar yalnız kalıp kafasını toplaması için odadan çıkmışlardı. Kızlar odadan çıkıp salona gider gitmez gamze’nin hıçkırıklarıyla ağlama sesi gelmişti. Gamze’nin seninden sonra da cam kırılma sesi ve salondakilerin bağırış sesleri inlemişti evin tüm odalarında. Gamze salonda ne olduğunu gayet iyi biliyordu. Jonghyun un üzülmesi en son istediği şeydi. Kapıyı kilitlemişti. Önceleri içten olan haykırışları jonghyunun bahçeye çıkmasıyla dışına taşmıştı. Jonghyunun duyup da daha fazla üzülmemesi için yastığa başını gömüyordu. Ama ne fayda.
Gamze: o beni bırakıp gitti. Neden? Neden hala böyle oluyor. Allah’ım ben onsuz mutlu olmaya çalışırken offffff. Kendine gel gamze. “ne yapacağım şimdi ben? Bir yanda ailem yerine koyup yıllarca deli gibi sevdiğim Erhan, öbür yanda kimsem kalmadığında beni yalnız bırakmayıp içim kan ağlarken yüzümü güldüren jonghyun.”
Kapı tıklamıştı. Gelen dilanurdu.
Dilanur: jonghyun’un ailesi geliyormuş.
Gamze: tamam hemen geliyorum.
Gamze çıkmıştı kendini hapsetmeye çalıştığı odadan. jonghyunun eli kanıyordu. Diğerleri de çıkıp gitmişlerdi artık evden.
Gamze: jonghyun elin kanıyor.
Jonghyun: öylemi hiç farkında değilim. Acımıyor zaten.
Gamze evin sağında solunda koşuşturarak sargı bezi arıyordu ama bulamamıştı. Son çare olarak saç bandını çıkartıp sarmıştı jonghyunun eline. Elleri birbirine bu kadar yakınken içten bir şekilde tutamamak koyuyordu ikisinede. El ele birkaç saniyede olsa kalmışlardı. Biraz sonra kapı çalmıştı. Babasının ve annesinin de gözleri yaşlıydı. İçeriye geçmişlerdi. Çatlamış dudaklarıyla istedikleri tek şey 1 bardak suydu. Gamze koşup getirmişti. Titreyen elleriyle bardağı tutmakta bile zorlanıyorlardı. Gamze ne olduğunu anlayamamıştı ama jonghyun isyan edercesine kendini yere bırakmıştı. Sağlam olan elini olanca gücüyle duvara vuruyordu. Annesiyle babasının gözlerinden de yaşlar dökülmeye başlamıştı. Birbirlerine sarılarak teselli ediyorlardı. Gamze koşup yerde oturan jonghyunun yanına çömelmişti. Jonghyunun sesi çıkmıyordu. Dudaklarından zorlukla çıkan tek cümlesi.
Jonghyun: dedem gitti. Şimdi bitti. Her şey bitti.
Gamze mutfaktan jonghyuna da bir bardak su getirmişti. Bardağı eline alır almaz fırlatıp dışarı koşmuştu jonghyun. Gamze de arkasından koşmak yakalayıp sarılmak istiyordu ama evdekileri de yalnız bırakamıyordu. Salona gelir gelmez annesi “git kızım bizi merak etme” demişti. Gamze yanına lazım olur diye telefonunu almıştı. Koşuyordu. Soluksuzca koşuyordu. Koşarken yine telefonu çalmıştı. Jonghyundur diye açmıştı ama Erhan’dı.
Erhan: gamze …
Sadece yarın görüşürüz diyecekti. Ama gamze kapatmıştı telefonu yüzüne. Israrla arıyordu gamze usanmadan reddediyordu. Eğer jonghyun ararda meşgul olursa konuşamazsam diye ödü kopuyordu. Her yere bakmış ama bulamamıştı. Son çare olarak yorgun bir şekilde jonghyunla tanıştıkları sahile gelmişti. Jonghyun oradaydı. Gamze rahatlamıştı. Yanına giderken telefonda jonghyunun annesini aramıştı merak etmeyin demek için. Telefonu jonghyuna vermişti. Konuşup iyi olduğunu söyledikten sonra kapatmıştı. Ama gamzeye veremeden telefonu, Erhan yine aramıştı. Yanında gamzeyi görmek sakinleştirmişti biraz da olsa ama Erhan’ın arayışı çileden çıkartmıştı. Gamze kimin aradığını görememişti. Jonghyun çalan telefonu gamze’ye doğru uzatınca Gamze alıp kim olduğuna bakmak için elini uzattığında jonghyun telefonu geri çekip denize fırlatıvermişti. Jonghyun gamzeye tokat atıp eve doğru koşmaya başlamasıyla Gamzenin kalbi sızlamaya başlamıştı.
Gamze: Jonghyun sevmediğine göre oyun bitti…
(arkadaşlar son 2,3 bölüme girdik. Hikaye sizce nasıl bitecek)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder