Adı: MAZE
Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho, Merve
Türü: Romantik, Komedi
Yazan: Cassie
Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho, Merve
Türü: Romantik, Komedi
Yazan: Cassie
1. Bölüm
PRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR!!!!
“Hmmm?“ Gözlerini açmadan, Park Jung Min kenardaki çalar saati duvara fırlattı, fakat zil sesi hala devam ediyordu.
Bir gözünü açtı ve güneş onu aydınlatınca hemen kapattı. Bugün Cumartesi değilmiydi yahu? Iş günü değilken, neden çalar saati
deliriyordu peki?
Bir zombi gibi yataktan kalktı ve çalar saatini yerden aldı.
RRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR!!!!
Sabahları biraz yavaş olduğu için, zilin kapıdan geldiğini ancak şimdi anlayabildi.
Onu güzellik uykusundan uyaran her kimseyi lanetliyordu. Saçları dağınıktı, tişörtü buruşuktu ve boxershortun üstünde kalpler vardı, ve Jung Min öylece kapıya gitti.
RRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR!!!!
“Geldim!” Delikten bakmadan kapıyı açtı ve önünde onun tam tersi olan bir kadin duruyordu.
"Ya! Neden bu kadar geç açtın kapıyı? Beklemekten ağac oldum!” Park BoA izin almadan apartmanın içine girdi ve oturma odasındaki koltuklardan birine oturdu. Oturur oturmaz poposuna sert bir şey battı ve elini koltuğun kenarına sokup içindekilere
baktı: Kumanda, çorap, çatal, hatta tavuk kemiği bile vardı.
“Jung Min, şu ortalığa bak!”
“Ne istiyosun?” Jung Min kapıyı kapattı ve kafasını kaşıdı.
O bir dilenciye benzerken, BoA onun tam tersiydi: üzerinde kurdaleli bir buliz vardı, altında markalı pantolon ve topuklu ayakkabı. Makyajı her zamanki gibi mükemmeldi ve saçlarını kıvırmıştı. Kardeş olduklarını kim bilebilirdi?
“Hafta sonunda uyumaktan başka işin yokmu? Dışarı git, temiz hava al, arkadaşlarınla buluş.”
“Ya! Işe gitmeli değilim, uyumak istiyorum!”
“Boş yere uyuyorsun. Günde sekiz saat yeter.”
“Saçmalama, bana ‘yeter’ demek için en az on iki saat uyku lazım.”
“Off, tamam. Senden aslında yardım isticektim…” BoA küsmüş gibi yaptı.
“Sana Taemin yardım etsin. Ben kendime bile yardım edemiyorum. Bu ayın sonuna kadar boş odaya taşıncak birini bulamazsam, boku yedim.”
BoA kafasını salladı. “Jung Min, paraya ihtiyacın varsa…”
"Abla, başlama yine lütfen. Kesinlikle Taemin ve sen’den para almam. Annem ve babamdan’da hayatta almam, biliyorsun!” Jung Min anne ve babasını düşününce birden sinirlendi.
BoA yere bakarak kafasını salladı. En iyisi konuyu değiştirmekti.
“Yine mi saçını boyadın?” diye sordu Jung Min’e. Jung Min’in saçlarının üst tarafı siyahtı, ve alt tarafı sarıydı. Cok tuhaf görünüyordu, ama Jung Min böyle karmakarışık bir insandı. Hani derler ya, üstü kaval altı şişhane diye =P
“Berber beni deli sandı.” Jung Min güldü.
“Sarı güzel olmuş. Bende sarıya boyatmak istiyorum saçımı, senin aynı renginden.”
“Çabuk kuaföre git öyleyse, yoksa yine Taemin saçını boyamaya kalkar.”
“IIIyyyyyy, başlama ondan Jung Min, hayatımın en kötü günleriydi.”
"Saçın gümüş rengindeydi. Fena değildi aslında.”
“Sınıf arkadaşlarım beni manyak sandı. Taemin saç boyasına gümüş olması için ne karıştırdı hala bilmiyorum.”
“Git sor öyleyse. Hazır ordayken, sana her ne yapcaksan’da yardım etmesini söyle.”
“Off, beni başından salmak istediğin besbelli. Tamam, gidiyorum. Apartmana yeni birini bulunca haber ver.”
Jung Min ablasının ardından kapıyı örter örtmez yatak odasına koştu ve yorganın altına atladı. Neymiş? Sekiz saat yetermiş. Jung Min’i uyarmasalar, 24 saat uyuyabilirdi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder