Yazar: Kim Fuiesa
Okul için hazırlandım.Babamın işleri yoğundu bu yüzden ilk günümde yanımda olamayacağı için üzgündü.Onu teselli ettikten sonra arabaya atlayıp üniversite kapısına geldim.
Ahh ne kadar güzel...Daha önce babamla gelip gezmiştik ama şimdi bu kalabalık daha farklı hisler uyandırdı içime.Gidip en arka koltuklardan birine oturdum.Oldukça büyük bir sınıftı..Herkes yavaş yavaş gelmeye başlamıştı.'Ne güzel şimdiden iyi anlaşıyorlar.Ben yine arkadaş bulmakta sıkıntı çekeceğim galiba' diye geçirdim içimden ve gözümü kapıya diktim.Hyun-shik görünmüyordu henüz.-Merhaba..Sesin geldiği tarafa döndüm.Çaprazımda çok güzel ve tatlı bir kız vardı.-Şey..Merhaba dedim ben de çekingen bir tavırla-Yabancı olduğunu sanmıştım ama değilsin.Korece konuşmandan belli-Aslında yarı yabancı sayılırım.-Ah, evet başta tahmin ettiğim gibi..Gözlerin bizimkilerden iri duruyor da...Hep Kore2de mi yaşadın?-Hayır.4 yıl kadar Amerika'da eğitim gördüm.-Annen ya da Baban Amerikalı o zaman-Hayır..Annem Türk'tü.Babam Koreli-Türk mü? Çok şaşırdım ilk defa bir Türk'le tanışıyorum.Annen de burda mı?Başımı yavaşça aşağıya eğdim.-Annem öldü.-Ah,şey.Özür dilerim.Gülümsemeye çalışarak-Yoo,sorun değil.Özür dilenecek birşey yok.Bu arada,,eğer istersen yanıma gelebilirsin.Tabi dedi sevinçle.-Bu arada adın neydi?-Ha-na..Yoo Ha-na..Senin?-Ha-na mı?Ben Türkçe bir isim bekliyordum dedi gülerek sonra devam etti:-Ben de Park Jin-Kyong-Memnun oldum Jin-kyong-Ben de Ha-naBen yine kapıya diktim gözümü.-Birini mi bekliyorsun?-A..şey evet..Çocukluk arkadaşım.-Hmm anladım.İstersen dışarıya çıkıp biraz arayalım.-Ah,harika fikir hadi gel.dedim heyecanla ve kolundan çektim bir anda.-Hey,Ha-na.Sen de benim gibi çılgınsın galiba.Ona baktım gülümsedim.Birlikte koridorlarda biraz dolandık.Birden tüm kızlar cama toplandı.-Ah,gördün mü gördün mü..Ne kadar yakışıklılar-Evet,görüyorum.Dedikleri kadar varmış-Bana bakın kızlar,ortadaki uzun boylu çocuk benim ona göre-Sağdaki benim-Hayır,onu önce ben söyledim-Kes sesini! Neler oluyordu.Ne konuşuyorlardı bu kızlar? Jin-kyong'la birbirimize ne oluyor der gibi baktık.-Ha-na..Gel biz de bakalım.O istiyor diye camın kenarına geçip baktım.3 tane yakışıklı çocuk bahçe kapısında kızlara artistlik yapıyordu-Ah,şu kızlar...Bu 3 sersem için mi kavga ediyorlar?-Haklısın..Aynı fikirdeyim Ha-na..Ama itiraf etmeliyim gerçekten yakışıklılar.'Cennet erkekleri' dedikleri grup bu galiba-O ne biçim bir lakap ya?-Bilmiyorum ama sabah bahçede duydum.-Beni ilgilendirmez.Off Hyun-shik nerede hala göremiyorum.!!Pencereden bakarken birden gözlerim yuvalarından fırladı.-Hey Jin-kyong galiba onu gördüm,ben gidiyorum!-Sahi mi?Hey,beni bekle! Onu beklemeden koşmaya devam ettim.O da arkamdan geliyordu.Tam dışarı çıkacakken kapıda birine çarptım.Tüm kızlardan-Aaaaa!!!! çığlığı koptu.Kafamı kaldırdım.O sersemlerden uzun boylu olandı.Çatık kaşlarla bana bakıyordu.-Biraz yavaş olmayı deneyemez misin salyangoz ! diye bağırdı.-Sen kime salyangoz diyorsun budala şey !Herkes garip garip bakıyordu.-Sen...Sen ..ne dedin? Budala mı? Bunu bana nasıl söyleyebilirsin?Derhal özür dile.-Peh,,özür dileyeceğim son kişisin.Çekil önümden!-Çekilmiyorum deyip kapıya iyice yapıştı.-Bana bak,çekil yoksa fena olur!-Hahaha,duydunuz mu.Bu küçük yaratık beni tehdit ediyor diyerek kızlara döndü.-Kime artistlik yaptığını sanıyorsun sen?Çekil önümden bak yoksa ben çekmesini bilirim!!-Hadi çek de görelim.-Bunu gerçekten istiyor musun dedim kızgın bir gülümsemeyle-Evet salyangoz..Gerçekten istiyorum.-Pekala sen bilirsin.! dedim ve dönüp tekmeyi suratına yapıştırdım.Herkesten bir çığlık koptu.Kızlar-Oppaa~a diye bağırdı.Afallamış kalmıştı.Yanağında resmen ayakkabımın izi vardı.-Üzgünüm.Beni bunu yapmaya sen zorladın dedim ve onu iteleyip dışarı çıktım.Koşarak etrafa bakındım.Ve işte orda...!Koşarak gittim.-Kang Hyun-shik! dedim heyecanla.Arkasını döndü...-Efendim?bana mı seslendin?-Şey..özür dilerim.Bir arkadaşıma benzettim de.-Sorun değil dedi gülümseyerek tekrar arkasını dönüp arkadaşlarıyla konuştu. -Afedersin,sen az önce Kang hyun-shik mi dedin?-Evet. Oldukça havalı ve süslü bir kızdı bu..-Onu nerden tanıyorsun dedi edalı edalı.Zaten sinirim tepemde.Bu saçma sapan kişi de kim diye geçirdim aklımdan.-Neden soruyorsun?-Onu tanıyorum da..Şimdi heyecan basmıştı-Ne? Gerçekten mi?-Aynı kişiden mi bahsediyoruz ama? Konservatuar bölümüne başlayacak bu sene.-Evet..Evet aynı kişi. dedim heyecanla-Onu nerden tanıyorsun?-Çocukluk arkadaşım...4 sene önce ben Amerika'ya gittim bu yüzden onunla ayrılmak zorunda kaldık.Onun hayali bu üniversitenin konservatuarıydı ve gideceğini öğrendim.Ben de buraya geldim.-Aaa öyle mi? dedi.Yüz ifadesi birden soğuklaştı beni baştan aşağı süzdü sonra küçümser bir tavırla-O 1 ay kadar buraya gelmeyecek tatlım.-Ne?1 ay mı?Ama neden?-Babasıyla birlikte yurtdışına çıktı.Onu bekleyen sadece sen değilsin ahhh! dedi.Ne demekti bu şimdi? -Hey Ha-na?Arkamı döndüm.-Efendim Jin-kyong?-Nerdesin tanrı aşkına?Ortalığı birbirine kattın ve gittin.-Ama haketti!Başımı çevirdim.O havalı kız uzaklaşmıştı.-Kimdi o Ha-na?-Bilmiyorum ama Hyun-shik'i tanıyormuş.-Gerçekten mi?!! Sahi,o nerede?-Yurtdışındaymış..1 ay sonra başlayacakmış.-Onun bu süs delisiyle işi neymiş peki?-Bilmiyorum.Ben de merak ediyorum.-Hadi herkes içeri geçiyor.Birazdan açılış konuşması yaparlar.Çabuk olalım.-Peki,tamam. Koşarak yukarı sınıfa çıktık.İçeri girdik.Arka sıralarda 2-3 kişilik boş yer vardı.-Bak,gördün mü orada boş yer var.Oraya geçelim-Bence de..Oraya doğru yöneldik.Tam oturacağım sırada bir arka sıradakiler dikkatimi çekti.Eyvah!!Bu onlardı 'Cennet Erkekleri' !!!Suratına tekme attığım çocuk bana çok dehşet bakıyordu.Korkmamış gibi davranarak ben de sinirlice baktım ve oturdum.Jin-kyong da yanıma geldi.Dudağını ısırmış bana bakıyordu 'Bittin sen' der gibi.Birden o çocuk arka sıradan kulağıma eğildi ve:
-Bittin sen Salyangoz...Aynı sınıfta olmamız büyük şans değil mi?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder