16 Mayıs 2011 Pazartesi

Fallen Angel (38.Bölüm -Final [KÖTÜ])







Adı: Fallen Angel

Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis

Türü: Romantik, Dram

Yazan: Cassie

NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.

38. Bölüm
(Kötü)

Bahar bunu duymamış
gibi davrandı. “Senin benden… nefret ettiğini bilmeliyim. Senide… geride
bırakmak istemiyorum. Seni… sonsuza kadar geride bırakıp… öleceğimi bilmek çok…
acı verici. Benden nefret… ettiğini bilirsem,… seni geride bırakmak… bu kadar
acımaz. Bana benden… nefret ettiğini söylersen,… benim senden nefret etmemi…
kolaylaştırır. Lütfen söyle.
Yalvarıyorum.”

Seunghyun sersem gibi başını salladı. “Hayır, sana yeterince yalan söyledim
bile. Sana artık yalan söylemek istemiyorum. Senden nefret etmiyorum. Seni
sevi…”

Seunghyun lafını sona erdiremeden Bahar’ın gözleri kapandı ve vücudu cansızca
yere çöktü.

Seunghyun’un gözleri korkuyla doldu ve nefes alması zorlaştı. Bahar’ın onu artık
duyamamasını kabul edemiyordu.

Gözyaşları dahada çok akmaya başladı ve hıçkırıklar arasında hava almaya çabaladı.
Cansız bedeni dahada sıkı tuttu, ve yüzünü Bahar’ın göğsüne sakladı.

Gözyaşları damla damla Bahar’ın bulizine aktı. Atmayan kalbinin üzerine.

-=-=-=-=-=-=-=-

Seunghyun çiçekleri vazoya yerleştirdkten sonra mezar taşının yanına oturdu.

“Feyza bugün lalelerin çok taze ve güzel olduklarını söyledi, bu yüzden sana
bir buket getirdim. Bu günlerde çok zorlanıyor. Hem çiçek dükkanı ile, hemde
hamileliği ile. Ama Jeong Hoon’la beraber Seoul’a geri döndüler ve şimdi Appa
ile beraber yaşıyorlar. Appa Jeong Hoon ve beni eğitiyor. Bebek doğduktan sonra
biz firma’nın başına geçeceğiz. Appa bebekler doğduktan sonra bütün zamanını
torunlarıyla geçirmek istediğini söyledi. Evet, doğru duydun. Feyza ikiz doğuruyor.
Çocukların isimlerini Jaehwa ve Soohwa koymayı düşünüyorlar. Bu isimleri hangi
aptalların bulduğunu düşünebilirsin, değil mi?”

Esen rüzgar Seunghyun’un saçlarını dağıttı.

Fark etmeden, bir eli boncuğundaki üç pandantifi elledi: iki yunus balığı ve
bir gümüş yüzüğü. Bahar’ın evlilik yüzüğüydü. Seunghyun kendi yüzüğünü parmağında
taşıyordu.

“Benimle konuşmaya mı çalışıyorsun, Bahar? Neden son aylarda rüyalarıma
girmedin? Bana kızgın mısın? Soohyo bana hayat’tan vazgeçtiğimi bilseydin kızacağını
söyledi. Bu yüzden durdum. Gerçekten. Yine normal hayatımı yaşıyorum. Ama…
sensiz aynı Seunghyun olamam.” Seunghyun gözyaşlarına hakim olmaya çalıştı.
Mezar taşının üzerindeki güzel kadının resmine dokundu.

Sonra arkasından ayak sesleri duydu.

Seunghyun hemen ıslak gözlerini sildi ve arkasına döndüğünde Jihoon ve Bendisi
gördü.

“Seunghyun.” diye karşıladı Jihoon.

Seunghyun onunla selamlaşmak için ayağa kalktı. “Günaydın, nasılsınız?”

“Iyiyiz, sen?”

“Fena değil.”

Seunghyun kafasını sallayarak onayladı ve ikisinin elinde taşıdığı çiçek
buketlerine baktı. “Bahar’ı bugün iki demet çiçekle mi şımartıyorsunuz?”

Jihoon ve Bendis birbirlerine baktı, ve sonra Seunghyun’a döndüler. “Evet,
ikimizden birer tane.” diye cevapladı Bendis.

Seunghyun gülümsedi. “Tamam, ben sizi yalnız bırakayım öyleyse. Jeong Hoon ile
buluşup firma ile alakalı bir şey konuşmalıyım.”

Vedalaşıp ayrıldılar. Jihoon ve Bendis Seunghyun’un gitmesini beklediler, ve
onları duyamadığına emin olduklarında üzgünce birbirlerine baktılar.

“‘Ikimizden birer tane’mi?” diye acı bir sesle güldü Bendis kendi cümlesine.
“’Ikisine birer tane’ desek daha doğru olurdu.”

“Bendis.” diye derin bir nefes aldı Jihoon ve sevgilisinin elini tuttu.

“Biliyorum, böyle olmamalıydım. Ama… bunca ay geçti aradan. Bilmeye hakkı yok
mu sence?”

Jihoon kaşlarını çattı. Bazen Bahar’ın bu bebek hakkında sırrı Bendise
söylememesini istiyordu. Yinede Jihoon onu anlıyordu. Bahar Jihoon’un bu sırrı
kimseye söylemeyerek ona verdiği sözü tutacağını, ama aynı zamanda söyleyemediği
için kendini çok pişman hissedeceğini biliyordu. Bahar Jihoon’un bu pişmanlığı
yalnız yaşamasını istemiyordu, bu yüzden Bendis’ten ona yardım etmesini istemişti.
Jihoon bunun için mutluydu.

Jihoon Bahar’ın bu sırrın iki sevgiliyi birbirine dahada yakın getireceğini
biliyordu sanki. Bahar’ın yapabildiği son şey Jihoon ve Bendis’i beraber
getirmekti, çünkü kendini onlara karşı borçlu hissediyordu.

“En iyi arkadaşıma verdiğim sözü tutmalıyım, Bendis. Bahar Seunghyun’a zaten
yeterince acı verdi. Öldüğünde Seunghyun’a hak ettiği mutluluğu ve bebeği
verememenin pışmanlığı ile öldü. Seunghyun’a mutluluğu veremediyse… o zaman
yapabileceği en az sey, Seunghyun’a daha çok acı vermemektir.”

Bendis başını anlayışla salladı. Bazen, kendini üzgün hissedince, Seunghyun’a
söylemek istiyordu herşeyi, ama çoğu zaman, anlıyordu. Jihoon’u sonsuza kadar
destekleyecekti.

Çiçekleri mezarlığa yerleştirdikten sonra mezar taşının önünde el ele, omuz
omuza durdular. Gözlerini kapayıp rüzgarı dinlediler.

Ama boncuğundan düşen bir yunus balık pandantifini geri almaya gelen adamın
sessiz adımlarını duymadılar.

Ne de onun kalp kırıcı hıçkırıklarını.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder