Adı: Fallen Angel
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
5. Bölüm
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
5. Bölüm
“Bu restoranı bir dergi‘de gördüm. Küçük olabilir, ama yemeği
gerçekten çok güzel!“ diye açıkladı Bahar.
Seunghyun her geçen gün yeni arkadaşı Bahar üzerinde bir şeyler keşfediyordu.
Bugün Bahar’ın zengin olduğu için sadece pahalı restoranlara gitmediğini anlamıştı.
Aksine, bu sabah Bahar ona en sevdiği restoranları sayarken, içinde birden
fazla ucuz ve geliri az olan insanların gittikleri restoranları tanıyabildi.
“Bir restoranı iyi yapan pahalı olması değil, yemeğin iyi olması.”
“Aynen!” diye katıldı Bahar.
“Ben buraya ilk defa geliyorum. Sende burayı benden iyi tanıdığın için neyin
iyi neyin kötü olduğunu bilirsin. Banada birşey ısmarlar mısın?”
“Okay!”
Bahar menü’yü analize ederken Seunghyun ister istemez tatlı haline
güldü. Iki gün önce Bahar’ın yemek yapma sevgisini keşfetmişti. Çok güzel yemek
yapabiliyordu. Evliliklerinin ilk günlerinde onun yemeklerinin yemediğine pişmandı.
Bahar menü’den yemek seçerken, Seunghyun cam’dan dışarı baktı. Bahar bu masa’da
oturmasını seçmişti, çünkü dışarı güzel bir manzarası vardı ve yanında büyük
bir cam olunca restoran o kadarda dolu görünmüyordu birden.
Ve bu yüzdende tesadüf başladı; yada belkide kader’di. Seunghyun içeri giren
iki kişi’yi görünce gözleri büyüdü.
Garson onlara boş bir masa’yı gösterip onları oraya doğru götürürken bile
Seunghyun gözlerini onlardan ayırmadı. Sonunda kız Seunghyun’un bakışını fark
etmişti ve şaşkınlıktan yerinde durdu.
“Seunghyun…” diye mırıldadı.
Seunghyun kızın yanındaki sarışın adama bakıyordu sinirlice.
“Ah, bumu Seunghyun?” diye kendini beğenmişce konuştu yakışıklı adam.
Bahar, olanları fark edince gözünü menü’den ayırdı ve önlerinde duran kadın ve
adam’a baktı.
“Başka… başka bir yer yokmu?” diye
sordu kız garson’a.
“Özür dilerim, efendim. Sadece bu kaldı.” dedi garson. Bahar Seunghyun’un
onlara sinirlice baktığını gördü.
“Canım birden sushi çekti. Hadi başka restoran’a gidelim…” sarışın adam kız’ın
elini tuttu. Yüzünde Seunghyun’u sinir eden bir gülümseme vardı, ve lafını sona
erdirdi. “…sevgilim.”
Seunghyun sinirlice ellerini masaya vurdu ve yerinden kalktı. “Sevgilim mi?!”
diye bağırdı kıza.
“Hadi gidelim,” dedi sarışın adam ve kızı elinden tutarak restoran’dan dışarı
gitti. Bahar kız’ın kapıdan çıkmadan önce arkasına dönüp Seunghyun’a baktığını
gördü.
“Seunghyun?” diye mırıldadı Bahar, menü yüzünün yarısını örtüyordu.
Seunghyun hala kapı’ya bakıyordu. Bahar’a dönmeden konuştu, “Sen ısmarla,
birazdan gelirim.”
Sonra restoran’dan dışarı çıktı ve tartışmayı takip eden tüm gözler Bahar’a
döndü ve onu utandırdı.
-=-=-=-=-=-=-=-
“Soohyo!” diye bağırdı Seunghyun karşıdan karşıya.
Soohyo dönüp ona baktı, ama sarışın adam onu kolundan çekmeye devam etti.
Seunghyun hızlıca koşmaya başladı ve sonunda onlara yetişti. Soohyo’nun diğer
kolunu tuttu ve iki tarafta çekişmeye başladı.
“Bırak onu!” diye bağırdı sarışın adam.
“Seunghyun…” diye mırıldadı Soohyo üzgünce.
“Sen kimsinde benimle öyle konuşuyorsun?!” diye bağırdı Seunghyun sarışın
adama. Bu adamın Soohyo’nun erkek arkadaşı olduğuna inanmak istemiyordu.
“Restoran’da dediklerimi duymadın mı?” diye sordu sarışın adam.
Seunghyun Soohyo’ya döndü. Soohyo ise yere bakıyordu. “Soohyo, kim bu adam?”
“Söyle ona, aşkım.” dedi sarışın adam.
“Ona o lafı deme!” Seunghyun dişlerini sıkıp konuşuyordu.
“Ona bu lafı istediğim kadar diyebilirim artık, çünkü sen şansını kaybettin!”
“Jaejoong, gidelim lütfen.” diye konuştu Soohyo yorgunca.
“Ona önce senin neyin olduğumu söyle!” dedi Jaejoong.
“Soohyo, kim bu adam?” diye tekrarladı Seunghyun. Cevabı biliyordu, ama
duymaktan korkuyordu.
Soohyo kaşlarını çattı üzgünce. Seunghyun’a bakmadan konuştu. “Jaejoong benim
erkek ark…”
“Yalan söylüyorsun!” diye bağırdı Seunghyun. Yollardan geçen insanlar olanları büyük
gözlerle takip ediyorlardı.
“Seunghyun, lütfen…”
“Neden yalan söylüyorsun? Bunu neden yapıyorsun?” diyerek Seunghyun Soohyo’nun
kolunu salladı sanki böyle kendine gelebilirmiş gibi.
Ama Soohyo hala ona bakmadan kolunu Seunghyun’dan ayırdı. “Benim hayatım… seni
artık ilgilendirmiyor.”
Seunghyun tüm zaman tuttuğu nefesi şimdi bıraktı ve sanki son nefesiymiş gibi
hissetti. Son nefesi olmasını istiyordu tüm kalbinden. Nefes alamayıp boğulmak
istiyordu. Kalbinin durmasını istiyordu.
“Ne dediğini duydun. Şimdi onu rahatsız etmeyi ve her gece evinin önünde durmayı
bırak.” dedi Jaejoong. “Kısacası siktir git!”
Soohyo Jaejoong’a şaşkın gözlerle bakıyordu. Seunghyun her gün evinin önünde mi
bekliyordu?
Seunghyun Soohyo’nun gözlerine bakabilmek için bir adım öne attı, aynı anda
Soohyo ondan bir adım uzaklaştı. Demek aşkı ondan bu kadar korkuyordu?
“Git evine, Mr. Choi. Karın bekliyordur.” diye konuştu Jaejoong ona son kez ve
yine Soohyo’ya döndü. “Hadi gidelim, aşkım.”
Soohyo sıkıca Jaejoong’un elini tuttu ve onu Seunghyun’dan ayırmasına izin
verdi. Ona sıkıca tutunmasaydı şimdiye belki yorgunluktan yere düşmüştü.
Seunghyun öylece orda durdu, etraftaki bakışları fark etmedi bile. Ondan uzaklaşan
Soohyo’nun sırtına baktı. Peşinden koşmak istiyordu, ona sarılıp, onu tutmak ve
birdaha bırakmamak istiyordu.
Ama Seunghyun kendine hatırlatmalıydı… Soohyo onu çoktan bırakmıştı bile.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder