18.BÖLÜM
Birlikte dışarı çıktık.İşek caddeler yine felaket kalabalıktı.Biz de o kalabalığa karıştık.
İkimiz de susuyorduk.Bir oyuncakçının yanından geçerken gözüm küçük,peluş bir gorile takıldı.Birden kocaman bir gülümseme oturttum yüzüme.Min-kyung'a baktım.Ona 'goril' demeyi gerçekten özlemiştim.
- Bu gece çok yakışıklıyım değil mi? Dedi Min-kyung. Birden silkindim.Gözlerimi çektim.
- Nerden çıkardın?
- Deminden beri hayran hayran bakıyorsun. Hadi itiraf et dedi sırıtarak- Hiç de bile >_<
Min-kyung gülmeye başladı
-Ne var ne gülüyorsun?
-Yo..yok bir şey.
Bir 5 dakika daha yürüdükten sonra Min-kyung beni durdurdu.
-Bir cafe'ye gidelim mi?
-Hiç isteğim yok.Baksana hava ne kadar güzel.
-Haklısın.O zaman gel şuradaki banklara oturalım.
-Peki.
Birden Min-kyung'un gözleri bir yere takıldı.
-Bekle Ha-na.Hemen geliyorum dedi muzip muzip gülerek.
-Nereye?
-Bekle diyorum.
Küçük bir dükkana girdi.1 dakika bile geçmeden çıktı.Arkasına birşey saklamış,bana doğru yaklaşıyordu.Tam karşımda durup sırıttı.
-Ne sırıtıyorsun?
-Sana birşey aldım.
-O zaman sırıtma da ver.
-Ne kabasın.
-O zaman verme
-Tamam tamam al ~ deyip küçük,peluş bir salyangoz çıkardı.
-Eee?Bişey demeyecek misin?
Susuyordum
-Ha-na! Hayatında hiç görmediğin birşeymiş gibi bakma. Bunun adı 'salyangoz' çok tipsiz değil mi? aynı senin gibi.
Gülümsedim.
-Beni 10 dakika kadar bekleyebilir misin? dedim.
-T..tabi ama.. Nereye gideceksin?
-Bekle diyorum dedim muzip muzip sırıtarak.
-İyi,peki.
Koşa koşa oyuncak gorili gördüğüm oyuncakçıya gittim.Hemen satın alıp geri döndüm.Min-kyung yoktu.
Bir de baktım karşıdaki banklara oturmuş, elindeki oyuncak salyangozla konuşuyor...Arkası dönüktü.Yavaşça yaklaştım ve ne dediğini dinledim:
-Çok inatçısın salyangoz.İnsan bunca zaman küs kalır mı hiç? Yanyana oturduğumuz halde dünyanın bir ucundaki insanlar kadar uzaktın bana. Çok sinir bozucusun!
Ben de elimdeki gorili karşıma alıp onun duyacağı şekilde konuşmaya başladım.Bu arada göz ucuyla Min-kyung'a bakıyordum:
-Sen Shin’e dua et! Yoksa ölsem barışmazdım.
Min-kyung ayağa fırlayıp yanıma geldi.Elimdeki gorili çekip aldı ve salyangozu elime tutuşturdu. Gorili bana doğru tutup kukla gibi oynattı:
-Sen inatçı bir salyangozsun!
Ben de elimdeki salyangozu onun goriline yaklaştırıp:
-Sen de aptal bir goril!
İkimiz de güldük.Min-kyung bana biraz yaklaştı:
-Barıştık değil mi?
-Hayır!
-Ver o zaman Salyangozu.
-Tamam tamam barıştık.
Biribirimize bakıp gülümsedik.
Çok güzel bir geceydi.Çocuklar gibi elimizde oyuncaklarla gezdik.Lunaparka gittik sonra da evimin önüne geldik.
Min-kyung oyuncak gorili yine bana doğru kaldırıp kukla gibi konuşturdu:
-Hoşçakal,Salyangoz,,yarın okulda görüşürüz.
Ben de oyuncak Salyangozumu onun goriline yaklaştırıp kukla gibi konuşturdum:
-Sana boşuna 'aptal bir gorilsin' demiyorum.Yarın okul yok ki.
-Ah,tabi ya! Her neyse.Yarın ben bizimkilerle buluşacağım.Yarın Jin-kyong'u al ve gel.
-Emrin olur!
-'Salyangoz'luk yapma!
-Sen de 'goril' gibi kaba olma.
-Davetiye bastırmamı mı bekliyordun yarın gel diyorum!
-Daha kibar olabilirsin
-Bunu diyen sen misin salyangoz* haha
-Goril!!
-Peki,peki. Gelebilir misin?
-Umm...Olabilir.
-Harika! Hadi o zaman iyi geceler Salyangoz
-Sana da Goril.
İkimiz de havada tuttuğumuz oyuncaklarımızı indirip birbirimize baktık.Yine bir gülme aldı bizi.
Sonra Min-kyung aniden gelip sarıldı:
-Bir daha sakın…sakın küseyim deme.Yoksa ölürsün anladın mı salyangoz?
Gülümsedim ve ben de ona sarıldın.
Umarım beğenirsiniz ^^ Yorumlar için çok çok çok teşekkürler ♥
Yazan: Kim Fueisa
Birlikte dışarı çıktık.İşek caddeler yine felaket kalabalıktı.Biz de o kalabalığa karıştık.
İkimiz de susuyorduk.Bir oyuncakçının yanından geçerken gözüm küçük,peluş bir gorile takıldı.Birden kocaman bir gülümseme oturttum yüzüme.Min-kyung'a baktım.Ona 'goril' demeyi gerçekten özlemiştim.
- Bu gece çok yakışıklıyım değil mi? Dedi Min-kyung. Birden silkindim.Gözlerimi çektim.
- Nerden çıkardın?
- Deminden beri hayran hayran bakıyorsun. Hadi itiraf et dedi sırıtarak- Hiç de bile >_<
Min-kyung gülmeye başladı
-Ne var ne gülüyorsun?
-Yo..yok bir şey.
Bir 5 dakika daha yürüdükten sonra Min-kyung beni durdurdu.
-Bir cafe'ye gidelim mi?
-Hiç isteğim yok.Baksana hava ne kadar güzel.
-Haklısın.O zaman gel şuradaki banklara oturalım.
-Peki.
Birden Min-kyung'un gözleri bir yere takıldı.
-Bekle Ha-na.Hemen geliyorum dedi muzip muzip gülerek.
-Nereye?
-Bekle diyorum.
Küçük bir dükkana girdi.1 dakika bile geçmeden çıktı.Arkasına birşey saklamış,bana doğru yaklaşıyordu.Tam karşımda durup sırıttı.
-Ne sırıtıyorsun?
-Sana birşey aldım.
-O zaman sırıtma da ver.
-Ne kabasın.
-O zaman verme
-Tamam tamam al ~ deyip küçük,peluş bir salyangoz çıkardı.
-Eee?Bişey demeyecek misin?
Susuyordum
-Ha-na! Hayatında hiç görmediğin birşeymiş gibi bakma. Bunun adı 'salyangoz' çok tipsiz değil mi? aynı senin gibi.
Gülümsedim.
-Beni 10 dakika kadar bekleyebilir misin? dedim.
-T..tabi ama.. Nereye gideceksin?
-Bekle diyorum dedim muzip muzip sırıtarak.
-İyi,peki.
Koşa koşa oyuncak gorili gördüğüm oyuncakçıya gittim.Hemen satın alıp geri döndüm.Min-kyung yoktu.
Bir de baktım karşıdaki banklara oturmuş, elindeki oyuncak salyangozla konuşuyor...Arkası dönüktü.Yavaşça yaklaştım ve ne dediğini dinledim:
-Çok inatçısın salyangoz.İnsan bunca zaman küs kalır mı hiç? Yanyana oturduğumuz halde dünyanın bir ucundaki insanlar kadar uzaktın bana. Çok sinir bozucusun!
Ben de elimdeki gorili karşıma alıp onun duyacağı şekilde konuşmaya başladım.Bu arada göz ucuyla Min-kyung'a bakıyordum:
-Sen Shin’e dua et! Yoksa ölsem barışmazdım.
Min-kyung ayağa fırlayıp yanıma geldi.Elimdeki gorili çekip aldı ve salyangozu elime tutuşturdu. Gorili bana doğru tutup kukla gibi oynattı:
-Sen inatçı bir salyangozsun!
Ben de elimdeki salyangozu onun goriline yaklaştırıp:
-Sen de aptal bir goril!
İkimiz de güldük.Min-kyung bana biraz yaklaştı:
-Barıştık değil mi?
-Hayır!
-Ver o zaman Salyangozu.
-Tamam tamam barıştık.
Biribirimize bakıp gülümsedik.
Çok güzel bir geceydi.Çocuklar gibi elimizde oyuncaklarla gezdik.Lunaparka gittik sonra da evimin önüne geldik.
Min-kyung oyuncak gorili yine bana doğru kaldırıp kukla gibi konuşturdu:
-Hoşçakal,Salyangoz,,yarın okulda görüşürüz.
Ben de oyuncak Salyangozumu onun goriline yaklaştırıp kukla gibi konuşturdum:
-Sana boşuna 'aptal bir gorilsin' demiyorum.Yarın okul yok ki.
-Ah,tabi ya! Her neyse.Yarın ben bizimkilerle buluşacağım.Yarın Jin-kyong'u al ve gel.
-Emrin olur!
-'Salyangoz'luk yapma!
-Sen de 'goril' gibi kaba olma.
-Davetiye bastırmamı mı bekliyordun yarın gel diyorum!
-Daha kibar olabilirsin
-Bunu diyen sen misin salyangoz* haha
-Goril!!
-Peki,peki. Gelebilir misin?
-Umm...Olabilir.
-Harika! Hadi o zaman iyi geceler Salyangoz
-Sana da Goril.
İkimiz de havada tuttuğumuz oyuncaklarımızı indirip birbirimize baktık.Yine bir gülme aldı bizi.
Sonra Min-kyung aniden gelip sarıldı:
-Bir daha sakın…sakın küseyim deme.Yoksa ölürsün anladın mı salyangoz?
Gülümsedim ve ben de ona sarıldın.
Umarım beğenirsiniz ^^ Yorumlar için çok çok çok teşekkürler ♥
Yazan: Kim Fueisa

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder