11. BÖLÜM
Gamze: ben buraya ne zaman geldim de yattım be. ovv bu ne ahtapot gibi sarılmış. Kalksam uyanır mı ki? Üf uyanınca kesin bağırır bana. Ah çok yakışıklısın ama bir o kadarda huysuz ve suratsızsın ne olurdu bu huylarını bıraksan.
Jonghyun uyanık olduğu için gamze’nin kendi kendine fısıldadıklarını duyuyordu ama gamze bilemezdi ki. Sessiz ve yavaşça jonghyunun kolunu tutup üzerinden indirerek yatağın kenarına koyup kalmayı düşünüyordu. Kolu kaldırdı, yavaşça ve istemeyerek kalkıyordu ki jonghyun gamze’yi tutup sarıldı. Gamze yine yatmak zorunda kalmıştı.
Gamze: şuna bak uykuda bile inatçı.
Jonghyun sayıklıyor gibi yaparak “seni seviyorum” “canım” “aşkım” diyordu. Gamze neden olduğunu bilmiyor ama jonghyunun sayıkladığı kişiyi kıskanıyordu. Sinirle jonghyunun, kendini sıkıca saran kolunu tutup üzerinden attı. Jonghyun yeni uyanır gibi yapmıştı.
Jonghyun: offf ne var uyu işte. Sıcacık yatak.
Jonghyun hala kolunu gamze’nin üzerine atıyordu. Bu hareketi gamze’nin kalbinin çok hızlı atmasına sebep olmuştu. Gamze jonghyun anlamasın diye kalkmak istiyordu. Ama jonghyunla yatakta bir kavga tutuşmuşlardı. Gürültü patırtı derken yatak savaş alanı gibi olmuştu.
Jonghyun: sen ne yaptığını sanıyorsun. Ben ünlü biriyim ve uykumu tam almam lazım. Ne güzel yatıyorduk.
Gamze: beni sinirlendirme sen istiyorsan yat. Ayrıca sapık mısın sen niye yanıma yatıp sarılıyorsun.
Jonghyun: bak küçük hanım. Bir şey yapmadım sana. Yerde öyle bir yatıyordun ki öldün zannettim.
Gamze: öldüm sandın madem niye sarılıyorsun.
Jonghyun: ben? Sana? Yok ya niye sana sarılayım. Ben …
Gamze: rüyanda gördüğün sevgiline sarılıyordun herhalde.
Jonghyun gamze’nin görmez tarafından gülümsüyordu. Gamze’yi sinirlendirmekten zevk alıyordu. Gamze kıyafetlerini giymek için hazırlıyordu. Jonghyun ise gamze’nin gözünün önünde soyunmaya başlamıştı.
Gamze: hey hey ne yapıyorsun sen?
Jonghyun: gel bak ne yapacağımı göstereyim. Kızım sen uyanamadın herhalde. Üstümü değiştiriyorum görmüyor musun?
Gamze: içeride bende varım sen bunu görmüyor musun? Git banyoda değiştir. Saygısız.
Jonghyun: of of bütün düzenimi alt üst ettin. Gidip değiştiriyorum o zaman. Sende burada değiştir. Bu halde evde dolaşıp da dikkatimi ve göz zevkimi bozma.
Gamze: iyi tamam çık dışarı.
Jonghyun odadan çıkmıştı. Gamze içeride giyiniyordu ki kapı birden açılmıştı. Gamze ip askılısıyla öylece kalakalmıştı. Çığlık atıp üstünü örtmeye çalışıyordu.
Gamze: Sapıkkkk. Çıksana dışarıya.
Jonghyun: banyoda hizmetçi var. Annemler almış içeriye herhalde. Çık diyemem ya. Bende burada giyineceğim.
Gamze: ahhh. Ölücem galiba. Dön arkanı bari.
Jonghyun gamze giyinene kadar arkasını dönmüştü. Sıra jonghyuna gelince gamze dışarıya çıktı. Sinirle, boşalan banyoya saçlarını yapmaya girmişti ki yerler göl olduğunu fark edememişti. Ayağı kayıp yere düştü. Düşerken öyle bir bağırmıştı ki jonghyun yarı çıplak bir şekilde koşarak gelmişti. Hızını alamayan jonghyunda kayarak gamze’nin üzerine kapaklanmıştı. Kapının zili çalmıştı ama bu pozisyondayken gamze ve jonghyun duymamıştılar bile. Gelenler onew, key, minho ve taemindi. (jonghyun konuşmak için çağırmıştı.) 5 dk boyunca o pozisyonda kalmışlardı ve ıslanmışlardı. Göz gözeydiler. Bu mükemmel anda gamze’nin cep telefonu çalmıştı ve jonghyun mecburen kalkmak zorundaydı. Kalkmak için yeltenmişti ki bir kere daha kayıp gamzeyle dudak dudağa gelmişlerdi. İkisi de kıpırdamadan öylece duruyorlardı. Ta ki, ellerini yıkamak için banyoya gelen taemine kadar.
Taemin: ah çok pardon. Siz devam edin. Ben sonra yıkarım ellerimi.
Taemin banyonun kapısını kapatmıştı. Gamze çok utancından yerin dibine girmek istiyordu.
Gamze: deve kuşu gibi yere gömmek istiyorum başımı. Olamaz ya. Çok ayıp oldu. Kalksana jonghyun.
Jonghyun: ama gitti.
Gamze: Ne yani. Öküz gibisin ezildim, biraz daha kalkmazsan parkelere desen olucam.
Kalkıp yine üstlerini değiştirip koşar adım salona girmişlerdi. Arkadaşları pis pis sırıtıyorlardı. Taemin’in banyoda gördüklerini anlattığı belliydi. Gamze’nin utancı 2 kat daha artmıştı. Yanakları kıpkırmızıydı. Salona giremiyordu. Jonghyun içeriye girerken Gamze mutfağa hizmetçinin yanına gitmişti. Tanışmak için. Salonda konuşulanlar rahatlıkla mutfaktan da duyuluyordu. Ve gamzeyi daha da utandırıyordu.
Gamze: ben buraya ne zaman geldim de yattım be. ovv bu ne ahtapot gibi sarılmış. Kalksam uyanır mı ki? Üf uyanınca kesin bağırır bana. Ah çok yakışıklısın ama bir o kadarda huysuz ve suratsızsın ne olurdu bu huylarını bıraksan.
Jonghyun uyanık olduğu için gamze’nin kendi kendine fısıldadıklarını duyuyordu ama gamze bilemezdi ki. Sessiz ve yavaşça jonghyunun kolunu tutup üzerinden indirerek yatağın kenarına koyup kalmayı düşünüyordu. Kolu kaldırdı, yavaşça ve istemeyerek kalkıyordu ki jonghyun gamze’yi tutup sarıldı. Gamze yine yatmak zorunda kalmıştı.
Gamze: şuna bak uykuda bile inatçı.
Jonghyun sayıklıyor gibi yaparak “seni seviyorum” “canım” “aşkım” diyordu. Gamze neden olduğunu bilmiyor ama jonghyunun sayıkladığı kişiyi kıskanıyordu. Sinirle jonghyunun, kendini sıkıca saran kolunu tutup üzerinden attı. Jonghyun yeni uyanır gibi yapmıştı.
Jonghyun: offf ne var uyu işte. Sıcacık yatak.
Jonghyun hala kolunu gamze’nin üzerine atıyordu. Bu hareketi gamze’nin kalbinin çok hızlı atmasına sebep olmuştu. Gamze jonghyun anlamasın diye kalkmak istiyordu. Ama jonghyunla yatakta bir kavga tutuşmuşlardı. Gürültü patırtı derken yatak savaş alanı gibi olmuştu.
Jonghyun: sen ne yaptığını sanıyorsun. Ben ünlü biriyim ve uykumu tam almam lazım. Ne güzel yatıyorduk.
Gamze: beni sinirlendirme sen istiyorsan yat. Ayrıca sapık mısın sen niye yanıma yatıp sarılıyorsun.
Jonghyun: bak küçük hanım. Bir şey yapmadım sana. Yerde öyle bir yatıyordun ki öldün zannettim.
Gamze: öldüm sandın madem niye sarılıyorsun.
Jonghyun: ben? Sana? Yok ya niye sana sarılayım. Ben …
Gamze: rüyanda gördüğün sevgiline sarılıyordun herhalde.
Jonghyun gamze’nin görmez tarafından gülümsüyordu. Gamze’yi sinirlendirmekten zevk alıyordu. Gamze kıyafetlerini giymek için hazırlıyordu. Jonghyun ise gamze’nin gözünün önünde soyunmaya başlamıştı.
Gamze: hey hey ne yapıyorsun sen?
Jonghyun: gel bak ne yapacağımı göstereyim. Kızım sen uyanamadın herhalde. Üstümü değiştiriyorum görmüyor musun?
Gamze: içeride bende varım sen bunu görmüyor musun? Git banyoda değiştir. Saygısız.
Jonghyun: of of bütün düzenimi alt üst ettin. Gidip değiştiriyorum o zaman. Sende burada değiştir. Bu halde evde dolaşıp da dikkatimi ve göz zevkimi bozma.
Gamze: iyi tamam çık dışarı.
Jonghyun odadan çıkmıştı. Gamze içeride giyiniyordu ki kapı birden açılmıştı. Gamze ip askılısıyla öylece kalakalmıştı. Çığlık atıp üstünü örtmeye çalışıyordu.
Gamze: Sapıkkkk. Çıksana dışarıya.
Jonghyun: banyoda hizmetçi var. Annemler almış içeriye herhalde. Çık diyemem ya. Bende burada giyineceğim.
Gamze: ahhh. Ölücem galiba. Dön arkanı bari.
Jonghyun gamze giyinene kadar arkasını dönmüştü. Sıra jonghyuna gelince gamze dışarıya çıktı. Sinirle, boşalan banyoya saçlarını yapmaya girmişti ki yerler göl olduğunu fark edememişti. Ayağı kayıp yere düştü. Düşerken öyle bir bağırmıştı ki jonghyun yarı çıplak bir şekilde koşarak gelmişti. Hızını alamayan jonghyunda kayarak gamze’nin üzerine kapaklanmıştı. Kapının zili çalmıştı ama bu pozisyondayken gamze ve jonghyun duymamıştılar bile. Gelenler onew, key, minho ve taemindi. (jonghyun konuşmak için çağırmıştı.) 5 dk boyunca o pozisyonda kalmışlardı ve ıslanmışlardı. Göz gözeydiler. Bu mükemmel anda gamze’nin cep telefonu çalmıştı ve jonghyun mecburen kalkmak zorundaydı. Kalkmak için yeltenmişti ki bir kere daha kayıp gamzeyle dudak dudağa gelmişlerdi. İkisi de kıpırdamadan öylece duruyorlardı. Ta ki, ellerini yıkamak için banyoya gelen taemine kadar.
Taemin: ah çok pardon. Siz devam edin. Ben sonra yıkarım ellerimi.
Taemin banyonun kapısını kapatmıştı. Gamze çok utancından yerin dibine girmek istiyordu.
Gamze: deve kuşu gibi yere gömmek istiyorum başımı. Olamaz ya. Çok ayıp oldu. Kalksana jonghyun.
Jonghyun: ama gitti.
Gamze: Ne yani. Öküz gibisin ezildim, biraz daha kalkmazsan parkelere desen olucam.
Kalkıp yine üstlerini değiştirip koşar adım salona girmişlerdi. Arkadaşları pis pis sırıtıyorlardı. Taemin’in banyoda gördüklerini anlattığı belliydi. Gamze’nin utancı 2 kat daha artmıştı. Yanakları kıpkırmızıydı. Salona giremiyordu. Jonghyun içeriye girerken Gamze mutfağa hizmetçinin yanına gitmişti. Tanışmak için. Salonda konuşulanlar rahatlıkla mutfaktan da duyuluyordu. Ve gamzeyi daha da utandırıyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder