16 Mayıs 2011 Pazartesi

Fallen Angel (12.Bölüm)








Adı: Fallen Angel

Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis

Türü: Romantik, Dram

Yazan: Cassie

NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.

12. Bölüm



Seunghyun her
zamanki gibi misafir banyosunda duşunu
alıyordu. Sıcak su etrafını sardığında vücudu rahatlamaya başladı.

Seunghyun çok yavaş
davranıyordu. Aklında uçan ve onu rahat bırakmayan bir soru vardı şu an: Bu
gece nerde yatcaktı?

Bahar Seunghyun’un ona acıdığından dolayı onu sevmesini istemezdi. Seunghyun’un
ona gerçekten aşık olduğunu bilmek isterdi. Yani aynı yatağı paylaşmaları şart’tı.

Seunghyun gözlerini kapattı ve kaynar suyun yüzüne vurmasına izin verdi, sanki
içindeki tüm pişmanlığı yiıkayıp temizlenebilirmiş gibi. Hayır, Bahar’a yalan
söylediği için pişman değildi. Bahar’ın iyiliği için yalan söylediğinden, ona
hak ettiği mutluluğu vermekten neden pişman olsun ki?

Hayır, onu asıl pişman eden Soohyo’dan başka bir kadın’la aynı yatağı paylaşmaktı.
Soohyo’ya ihanet ediyor gibi hissediyordu kendini.

Böyle hissetmemesi gerektiğini biliyordu. Soohyo’yu bırakmalıydı, Bahar’a onu
seviyormuş gibi davranmalıydı, ve hayatının sonunu… şimdiki gibi yaşamalıydı.
Ama bu Soohyo’yu unuttuğu, özlemediği ve hala sevmediği anlamına gelmiyordu.

Seunghyun derin bir nefes alarak kaynar suyu elinin tersiyle buz soğuk suyuna çevirdi.

Kalbi beğnine göre çalışmıyordu.

-=-=-=-=-=-=-=-

Yaklaşık bir saat sonra, Seunghyun günlük rutinini çok yavaş bir şekilde
bitirmişti. Zamanı uzatmak için ofisindeki suları bile sulamıştı.

Ofisinin kapısını açıp dışarı çıktiı. Yatak odasinin altındaki boşluktan ışıkların
sönük olduğunu anladı.

Bahar uyuyor muydu?

Seunghyun kendi düşündüklerine inanamıyordu. Neden korkuyordu? Hayatının sonuna
kadar bu kadın’la yaşayıp, onu bir koca gibi sevme rolü yapacaktı. Yani hayatının
sonuna kadar aynı yatağı karısıyla paylaşacaktı.

Neden korkuyordu? Bahar’ın ona tecavüz etmesinden mi?

Derin bir nefes alarak, Seunghyun tuvaletin ışıklarını ve ofisinin ışıklarını
söndürdü, ve sonra yatak odasına doğru yürüdü.

Kapıyı açıp önce kafasını içeri soktu ve etrafına bakındı. Yatağın kenarından
küçük bir ışık geliyordu, yunus balıklı gece lambasından. Yorgan uyuyan Bahar’ı
kaplıyordu.

Kendine Soohyo’yu düşünmemeyi söyledi Seunghyun ve oda’ya girdi. Kapıyı yavaşca
kapattı ve sessizce yatağa doğru yürüdü. Dikkatlice yorganı kaldırıp yatağın içine
girdi.

Tam yorganı üzerine çekmişken, Bahar’ın hareket etmesini hissetti.

“Hmm? Kim o?” diye sordu tatlı, uykulu bir sesle.

“Benim,” diye cevapladı Seunghyun.

Bahar’ın yarı açık gözleri birden büyüdü şaşkınlıkla. “Seunghyun-sshi? Sen ne
yapıyorsun burda?”

“Uyuyorum; buda benim yatağım, bilmiyo muydun?”

Seunghyun ister istemez Bahar’ın şaşkın ifadesine gülümsedi. Bahar’ın her tür
ifade’yi tatlı göründürme yeteneğine hayrandı.

“Haa,” Bahar sonunda sesini yine buldu. “Tamam.”

Seunghyun tatlılığına güldü. “Seni uyandırdığıma özür dilerim. Hadi uyu.”

Bahar yine başını yastığa koydu. Ikiside yan yana, sırtlarının üstüne yatıp
taban’a bakıyorlardı. Yatak o kadar büyüktü ki birbirlerine değmiyorlardı bile.

“Bahar,” diye fısıldadı Seunghyun. Onun daha uyumadığını biliyordu. Bahar için
hala inanılmaz ve biraz rahatsız olduğunu biliyordu. Bunu değiıtirmeliydi.
“Sana sarılabilir miyim?”

Bahar hemen oturma pozisyonuna geçti. “Gerçekten mi??” diye sordu. Sanki
annesi şeker vermiş bir çocuk gibi görünüyordu.

Seunghyun güldü. “Bu normal, değil mi? Niye bu kadar rahatsızsın?”

“Yatıp uyumaktan korkuyordum, çünkü uyaninca bu bütün günün sadece bir rüya
olduğunu anlamaktan korkuyordum.” diye itiraf etti Bahar. “Ama çok uykum vardı
ve yinede uyudum sanırım.”

“Uyuyabilirsin. Rüya değil.” dedi Seunghyun. Hafiften Bahar’ın kolunu tutup onu
kendi tarafına çekti ve kollarını etrafına sardı.

Gülümseyerek Bahar başını Seunghyun’un göğsüne koydu, tam kalbinin olduğu yere.
“Kalp atışlarını duyabiliyorum.”

“Öylemi?” diye güldü Seunghyun.

“Hayır onu demek istemedim! Romantik anlamda demek istedim…”

“Biliyorum.” Seunghyun karısının saçını okşadı. “Uykun var, hadi uyu.”

Bahar gözlerini kapattı ve Seunghyun’a daha’da sıkı sarıldı. “Seunghyun-ah. Bu
günü en güzel günüm yaptığın için teşekkür ederim.”

Seunghyun tabana bakarken gülümsedi. Bir süre sonra, Bahar’ın hafif nefesini
duyabiliyordu ve uyuduğunu anladı. Seunghyun saçını okşamaya devam etti.

Doğru şeyi yapıyordu. En azından Baharı mutlu ettiği için mutluydu.

Seunghyun’un gözleri cam’dan gökyüzüne baktı. Acaba bu gece Soohyo yıldızları
sayıyor muydu?

-=-=-=-=-=-=-=-

Yaklaşık bir ay olmuştu. Seunghyun hala kendini Soohyo’yu düşünürken yakalıyordu
ara sıra, aşkını görmeye gitmek istiyordu, ama kendini geri tutuyordu. Bunu
yapmak zorundaydi.

Ve zaten morali eskisi kadar bozuk değildi. Onu güldürüp eğlendiren Bahar vardı
yanında. Bahar yanındayken bir gününü bile sıkılarak geçirmiyordu.

Yaklaşık bir aydır aynı yatağı paylaşıyorlardı.

Şimdi, aynı yataktayken ve kollarında Bahar varken, Seunghyun birşey fark etti:
Dün bütün gün Soohyo’yu düşünmemişti. Bir kere bile aklından geçmemişti. Çünkü
dün Pazar’dı ve Bahar Seunghyun’un boş gününde onunla beraber güzel bir gün
planlamıştı. Beraber gülüp, yemek yapıp,
eğlenip gün geçivermişti.

Seunghyun Bahar’ın gülüşüne ve gülümsemelerine çok alışmıştı, ama yinede hiç bıkmıyordu
onları tekrar tekrar görmekten. Aksine, işten geri geldiğinde evde onu
gülümseyerek bekleyen Bahar’ı görünce, iş günü çok kötü geçtiyse bile, bu
gününü kurtarıyordu. Gittikçe daha çok bağımlı oluyordu Bahar’in
gülümsemelerine.

Seunghyun’un ailesini sık sık ziyarete gidiyorlardi ve ailesi hemen Bahar’a ısındı.
Onlarda, Seunghyun gibi, ilk başta onun babası gibi olduğunu düşünüp ondan
nefret etmeye hazırlanmışlardı, ama Bahar’ın tatlı karakterini tanıyınca,
onlarda Bahar’ı çok sevmeye başlamıştı. Gelinleri kalplerini eritmişti ilk
günden beri.

Bahar bir melek değilde, ne olabilirdi ki?

Seunghyun’un karısı olurdu.

Ama aşkı olmazdı.

Seunghyun derin bir nefes aldı ve saate baktı. Kalkıp işe gitmek için çok
erkendi, ve Seunghyun zaten kollarındaki meleği uyandırmaya kıyamıyordu.

Cam’dan dışarı baktı ve rüzgarın ağaçları salladığını gördü. Soğuk bir gün
olacağı belliydi. Ama şimdi, kollarında Bahar varken, hiç soğuk hissetmiyordu
kendini. Yatağı karısıyla paylaşmaya çok alışmıştı. Hatta Bahar’ın göğsünü yada
kolunu bir yastık olarak kullanmasıda çok hoşuna gidiyordu Seunghyun’un.

Fark etmeden, eli Bahar’ın saçlarını okşamayı bıraktı ve sırtında yuvarlaklar çizmeye
başladı. Tam bir aylık bir ‘çift’tiler., Ama en ileri gittikleri adım sarılmaktı.

Seunghyun Bahar’ın beraber yattıkları geceyi neden hiç konuşmadığını merak
ediyordu…

Bir bağırış ve ani bir hareket hissedince Seunghyun korkudan nerdeyse yataktan
fırladı. Bahar oturma pozisyonuna geçmişti ve ona büyük gözlerle bakıyordu
yukarıdan.

“Ne oldu?” diye sordu Seunghyun hemen, meraklı gözlerle. Bahar neden bağırmıştı?

“Beni neden gıdıklıyorsun?” diye sorarak alt dudağını şişirdi Bahar. Gözlerini
ovdu. “Biri uyurken onu gıdıklamanın çok kötü olduğunu bilmiyor musun?”

Seunghyun şimdi hatırladı. Bahar’ın sırtına yuvarlaklar çiziyordu. Onunla arasındaki
yakınlıklar o kadar normal geliyordu ki Seunghyun’a artık, hiç fark etmeden
oluveriyordu. Elinin inip meleğin yan taraflarını gıdıkladığını fark etmemişti.

Seunghyun bunu anlayınca karısına güldü. “Özür dilerim, elimin kontrolünü
kaybetmişim.”

“Ekstra yaptın! Çok kötüsün!” diyerek Bahar alt dudağını şişirdi küsmüş gibi.

Seunghyun dahada çok güldü. Kafasını hafiften kaldırıp Bahar’ın dudaklarına bir
öpücük kondurup yine kafasını yastığa koydu.

Ne yaptığını fark edince yüzündeki gülümseme silindi. Bahar’ı öpmüştü… hemde
sanki dünya’nın en doğal şeyiymiş gibi.

Ama Seunghyun refleks olduğuna yemin edebilirdi. Bahar tatlı davranıyordu ve şişik
dudakları ona Soohyo’nun ona küsmüş rolü yapmasını hatırlatmıştı.

Demi? Soohyo yüzündendi…

...öyle değil mi? Soohyo yüzünden olmalıydı.

Ayni zamanda, Bahar hala öpücüğün transındaydı. “Şey…”

Seunghyun konuyu değiştirmeye çalıştı. “Daha erken. Sen uyumaya devam…”

Bahar kafasını eğip Seunghyun’u bir öpücükle susturdu. Seunghyun’un gözleri
büyüdü şaşkınlıktan, ve Bahar’ın gözlerini geri çevirilme korkusundan sıkıca
kapattığını gördü.

Sanki ilk aşkını öpme cesareti bulan küçük bir kız gibiydi… reddedilmeyi
bekliyordu.

Seunghyun Baharı reddedemezdi. Bu yüzden gözlerini kapattı ve Bahar’ı geri
öptü.

Seunghyun kendini… kimseyi ve hiçbir şeyi düşünmemeye zorladı. Öptüğü kadını
bile düşünmemeye çalıştı. Bahar’ı öptüğünü düşünmek, Soohyo’yu öpmediğini hatırlatırdı
ona. Soohyo’yu düşünmek, Seunghyun’a Soohyo’ya hala aşık olduğunu hatırlatırdı,
onu aldattığını hatırlatırdı.

Soohyo’yu hala seviyordu.

Seunghyun Soohyo’yu hala seviyordu.

Kahretsin, hala Soohyo’yu seviyordu!

Içindeki pişmanlığı, soruları, duyguları ve acıyı unutmak için Seunghyun
kollarını Bahar’ın beline sardı ve öpücüğü derinleştirdi. Şu an aklını başından
alan birşeye ihtiyacı vardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder