16 Mayıs 2011 Pazartesi

Fallen Angel (15.Bölüm)



Adı: Fallen Angel

Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis

Türü: Romantik, Dram

Yazan: Cassie

NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL. 
15. Bölüm
 
Soohyo’nun içeceği
çoktan bitmişti, ve şimdi çubuğuyla içine düşen limon parçasınla oynuyordu düşüncelice.
Jaejoong ona kafasını
salladı ve yemeğini yemeye devam etti.

Bittiğinde, yine Soohyo’ya döndü. “Kendini nasıl hissediyorsun?”

Soohyo limon parçasınla oynamayı bıraktı ve Jaejoong’un gözlerine baktı.

[GERI BAKIŞ]

“Neyin var?”

“Bugün onun doğum günü. Her yıl doğum günlerini dağın tepesinde geçirceğimize
söz vermiştik birbirimize. Saat tam 7:30’da birbirimize aşkımızı bağırırdık
hep. O yerde bana kız arkadaşı olma teklifini etmişti.” dedi Soohyo ve o günü
hatırlayınca gülümsedi. Sonra Jaejoong’a döndü eğik kafayla. “Özür dilerim,
bunu sana anlatmamalıydım.”

“Ben sordum,” dedi Jaejoong. “Nerde o dediğin dağ?”

“En yakın olan, doğu’da.”

“Hadı gidelim öyleyse.”

“Ne?”

“Hiç ‘Herşeyi bitirmek için başlayan yere git’ lafını duymadın mı?” diye sordu
Jaejoong.

“Hayır, kim söylemiş o lafı?”

“Ben, daha demin uydurdum. Hadi gidelim.”

[GERI BAKIŞ –SON-]

“Beni oraya götürdüğün için teşekkür ederim.” dedi Soohyo.

“Bana teşekkür etmek istediğinden emin misin?”

Soohyo gülümsedi. Jaejoong’un her zaman onun için en iyi olan şeyin ne olduğunu
bilmesi çok şaşırtıcıydı… Soohyo kendi bile bilmese o biliyordu.

“Acıdı, ama yardım etti bana. Bana onu bırakma zamanım geldiğini gösterdi… onun
için mutlu olmak zorunda olduğumu anladım. Mutlu görünüyordu, değil mi?“

“Karısı dahada mutlu görünüyordu.” dedi Jaejoong.

Soohyo derin bir nefes aldı. “Ikiside mutlu. Önemli olanda bu.”

“Kime sorduguna bağlı; bana sorarsan, önemli olan şey senin mutlu olman.”

“Jaejoong…”

“Belki bir süreliğine ortalıktan kaybolup benim senin için ne kadar değerli
olduğumu anlaman lazım. Filmlerde biri hep böyle diğerine aşık olduğunu anlar.“
diyerek Jaejoong çenesini kaşıdı düşüncelice.

Soohyo gülümsedi. “Evet, filmlerde olur öyle.”

“Hayat film gibi değil midir?” diye sordu Jaejoong.

“Olabilir.”

-=-=-=-=-=-=-=-

“Neyin var, güzelim?” Jihoon mutfaktan çıktı ve elinde iki kutu meyve suyuyla
oturma odasına girdi. Ikiside kendi içindi.

“Hata yaptım.” diye mırıldadı Bahar. Elleri kucağındaki yastığın üstündeydi.

Jihoon nerdeyse meyve suyundan boğuldu bunu duyunca. Kim Bahar bir hata
yaptığını mı kabul ediyordu?

“Ne?”

“Yanlış düşündüm,” dedi Bahar duygusuz bir sesle.

“Ne hakkında? Dört buçuk aydır firmaya adım atmadın!”

“Firma hakkında değil. Seunghyun hakkında yanlış düşündüm.”

Jihoon anlamıştı. Kim Bahar konu ‘iş’ olunca asla bir hata yapmazdı… ama konu
‘aşk’ olunca, bu başka bir meseleydi. “Neymiş bu hatan?”

“Tam bir aydır bir ‘çift’iz, ve eski sevgilisini unutur diye düşünmüştüm. Yanlış
düşünmüşüm.” diye açıkladı Bahar.

“Eski sevgilisi geri mi geldi? Seunghyun’u senden almaya mı geldi yoksa?”

“Seunghyun onu hala seviyor… Seunghyun beni sevmiyor… Onu geri çalmak Soohyo için
çok kolay birşey.”

“Onun nasıl hissettiğini nerden biliyorsun?”

Bahar dünkü olayları Jihoon’a anlatmaya başladı. “Ona inandığımı söyledim. Gerçekten
inanıyorum. geçmişin geride kaldığına ve Soohyo’ya geri dönmiceğine inanıyorum.”

“O zaman neden bu kadar mutsuzsun?”

“Soohyo’ya geri dönmez, ama bu bana aşık olduğu anlamına gelmiyor. Bu bana acıdığı
için benimle beraber olduğu anlamına geliyor. Bana acıyor. Bana aşık olduğundan
benimle değil.”

“Eee? Bu senin umrunda mı? Bana ilk planını anlattığın günü hatırlıyor musun?
Sana söyledim, sana defalarca söyledim; vücudu ve aklı senin olabilir, ama
kalbi asla senin olmaz.”

“Hatırlıyorum.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder