Adı: Fallen Angel
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
26. Bölüm
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
26. Bölüm
Soohyo işten
eve geldiğinde onun karşısındaki apartmanın ışıklarının açık olduğunu fark
etti. Jaejoong eve dönmüştü!
Acaba Jaejoong eve geldiğinde Soohyo’nun evine girmiş miydi? Yada Jaejoong eve
geldiğinde Soohyo’ya geri döndüğünü haber bile vermek istemiyor muydu artık? Soohyo
bunu hiç düşünmek istemiyordu.
Onu karşılamak için Soohyo hemen evine girip pasta yapmaya başladı. Jaejoong’a
biraz dinlenmek için zaman verip, bu zamanı ona pasta yapmak için kullanacaktı.
Bir saat sonra, Soohyo Jaejoong’un kapısının önünde duruyordu.
Bir elinde pastayı tutarken, diğer eliylede anahtarı deliğin içine
soktu. Uzun zaman önce Jaejoong ve Soohyo yedek anahtarlarını değişmişlerdi,
Jaejoong’un ısrarı üzerine. O zamanlar Soohyo daha Seunghyun’dan yeni ayrılmıştı
ve Jaejoong onun kendine bakamıcağından emin olduğu için anahtarları değişmek
istedi. Jaejoong nerdeyse her gün yedek anahtarı kullanıp Soohyo’nun evine
girmişti, ama bu Soohyo’nun yedek anahtarı kullandığı ilk sefer olacaktı.
Dikkatlice kapıyı açtı ve sessizce içeri girdi. Bu basit süprizi bozmak
istemiyordu.
Ama asıl süprizi alan Soohyo olacaktı.
“Choi Seunghyun şu an Japonya’da.”
“Fark etmez. Jeong Hoon zaten çalıştığı
firmayla bir kaç şey hallettikten sonra Seoul’a gelecek. Sen en iyisi git Choi
Seunghyun’un Seoul’a geri dönceği günün ne zaman olduğunu araştır. Sonra git
Jeong Hoon’un uçuşunu Seunghyun’la aynı gün ve aynı saate ayarla. Ikisinide
hava alanından alırız, sonra Jeong Hoon Seunghyun’a Bahar’ın nasıl bir yılan olduğunu
anlatır hemen orda.”
Ikiside Soohyo’nun çeketinin duvara sürtmesini duyunca ofisin kapısına baktı ve
sustu. Küçük bir ofisti ve odanın dört bir yanında duvarlarda Jaejoong’un tüm
silahları asılıydı.
“Soohyo,” dedi Jaejoong.
“Ben… sana pasta yaptım.” diye fısıldadı Soohyo.
“Herşeyi duydun, demi?” dedi Bendis. Soohyo’yu bir kaç kere görmüştü, ama onu
bütün hayatı boyunca tanımış gibi hissediyordu. Jaejoong ona sürekli ondan
anlatıyordu.
“Teşekkür ederim.” dedi Jaejoong ve sandalyesinden kalkıp Soohyo’dan pastayı
aldı. Soohyo’ya basitce sarıldı, bir arkadaş gibi. “Bugün şanslı günün Bendis.
Soohyo dünya’nın en iyi pastasını yapıyor.”
“Bana bunu söylemene gerek yok. Onun üzerinde bir biyografi yazabiilirim.” dedi
Bendis.
Soohyo yüzünü eğdi ve ellerine baktı. “Kapa çeneni, Bendis.” dedi Jaejoong.
Iki arkadaş birbiriyle şakadan kavga etmeye devam ediyordu, ama Soohyo dalgın
olduğu için dediklerini duyamıyordu. Dayanamayınca sordu, “Siz ne işler çeviriyorsunuz
benden habersiz?”
Jaejoong ve Bendis sustular ve yüzlerini Soohyo’ya çevirdler. Birbirlerine baktılar
ve Jaejoong derin bir nefes alarak anlatmaya başladı, “Uzun bir süredir Kim
Bahar’ı araştırıyorum. Neden illaki Choi Seunghyun’la evlendiğini öğrenmek istiyorum.
Ilk bakışta, Choi Corporation’ı ele geçirmek için yaptı gibi görünüyor, ama bu
kadar basit değil bu iş. Kim Bahar’ın nedenlerini hala anlamış değilim, ama pes
etmeden onu araştırmaya devam ediyorum.”
“Onun özel hayatını araştırmak hiç doğru değil.” diye mırıldandı Soohyo. Aklında
o gün başkanın odasında gördüğü Bahari düşündü.
“Choi Seunghyun’a yalan söylemesi yanlış değil mi sence?” diye sordu Jaejoong. Birden
çok sinirlenmişti ama nedenini bilmiyordu. Bahar hayatlarıyla oynuyordu ama
Soohyo hala onun ‘özel hayatını araştırmanın’ doğru olmadığını söylüyordu! Masasında
duran bir kaç kağıdı aldı eline ve Soohyo’nun yüzüne tuttu. “Şu ifadelere
baksana! Kim Bahar senin ve Seunghyun’un düşündüğü gibi masum bir insan değil!”
“Biliyorum…” diye mırıldandı Soohyo.
“Eminim biliyorsundur, çünkü promosyonunu engelleyende oydu!” diye bağırdı
Jaejoong.
Soohyo yüzünü kaldırıp Jaejoong’a şaşkın gözlerle baktı. “Bunu nerden
biliyorsun?”
“Firmanın başkanının sekreteriyle flörtleştim biraz, ve sonunda bana Kim Bahar’ın
senin daha yüksek bir pozisyona transfer olmanı engellediğini söyledi.”
Jaejoong’un Bahar’ın bunu yaptığını bilmesi Soohyo’yu rahatsız ediyordu.
Ama onu çok daha rahatsız eden, Jaejoong’un sekreterle flörtleştiğiydi. Ama
Soohyo ona kızamazdı. Kızmaya hakkı yoktu. Sonuçta Jaejoong ve onun arasında
hiç bir bağ yoktu ve Jaejoong istediğini yapabilirdi. Jaejoong Soohyo’nun
sevgilisi değildi ki…
“Peki…” diye başladı Soohyo. “…ne yapmayı düşünüyorsun?”
“Bahar’ın abisinin Çin’den buraya gelip Seunghyun’la konuşmasını ayarladım. Bu
ifadeler,” diyerek elindeki tuttuğu kağıtları salladı Jaejoong. “…hiç işe
yaramaz, çünkü eminim Choi Seunghyun
bunlara inanmak istemez. Bunları görmemezlikten gelir, ama Jeong Hoon’un ona
anlattıklarını duymamazlıktan gelemez.” diye açıkladı Jaejoong. “Kafanı çok
yorma, Soohyo. Bırak gitsin. Kim Bahar’ın nedenlerini öğrenip onun planlarını
bozmaya kararlıyım.”
‘Ve sonra sen yine Seunghyun’la mutlu olabilirsin.’ diye ekledi Jaejoong içinden.
Soohyo’nun gözleri pastayi alıp odanın bir köşesine saklanan Bendise baktı.
Sonra yine Jaejoong’a döndü. “Sende kafanı yormasan mutlu olmaz mıydın?”
“Mutlu olabilirim, ama sen hiç mutlu olmazdın. Ona geri dönmeye karar verirsen,
bu benim için hiç sorun olmaz.” diye yalan
söyledi Jaejoong. “Bana bi baksana Soohyo; yakışıklıyım, sexy’yim,
mükemmelim, ve en önemlisi bir polisim. Benim birini bulamicağımı mı sanıyorsun
gerçekten? Bir gün birini bulurum.”
Jaejoong’un bu dedikleri Soohyo’yu çok üzdü. Ama yinede Soohyo’nun aklına ona
Seunghyuna artık aşık olmadığını söylemek gelmedi.
Sonra Jaejoong pastayla meşgul olan Bendis’e yürüdü ve kolunu etrafına sardı.
“Mesela Bendis. Ikimizde yalnız ve single’iz, biz beraber olabiliriz.” diye şakalaştı
Jaejoong. “Hadi gidip birer bira içelim.”
“Ben içmem.” diyerek bir kaşını kaldırdı Bendis.
“O zaman ben içerken beni izleyebilirsin.”
“Ama sarhoş olunca hep türkü söylüyorsun…” diyerek küsmüş gibi alt dudağını şişirdi
Bendis.
Bu sözler Soohyo’yu çok şaşırttı. Jaejoong’un sarhoş olunca türkü söylediğini
neden bilmiyordu Soohyo?
Kendi sorusunu kendi cevaplayabilirdi: Çünkü şimdiye kadar hep bencil’din.
-=-=-=-=-=-=-=-
Bahar bahçedeki salıncak’ta oturuyordu. Gözleri gökyüzüne bakıyordu, ama
güzelliğini görmeyecek kadar dalgındı.
Evin içinde, parçalanmış telefon hala attığı köşede duruyordu ve çirkin
tiramisu hala mutfaktakı masanın üstündeydi. Tam bir gece geçmişti aradan, ve
Seunghyun hala eve gelmemişti. O evde yokken Bahar’ın boğazından hiçbirşey
geçmemişti, ama karnındakı bebek yüzünden kendini birşeyler yemeye zorlamıştı.
Bahar telefonundaki saate baktı. Nerdeyse öğlen olmuştu ama Seunghyun hala ortalıkta
yoktu.
Tam cep telefonunu yanındaki boş yere koymak isterken, telefon birden çaldı ve
ekranda yabancı bir numara gözüktü.
“Alo?”
“Bahar!”
“Seunghyun?” Bahar aynı anda ağlamak ve gülmek istiyordu sesini duyunca.
Seunghyun’du. Bahar’ın Seunghyun’u onu aramıştı… ama nerdeydi?
“Bahar, çok özür dilerim! Şu an Japonya’dayım. Son dakikada sekreterim beni
aradı ve anlaşmamızı imzalamak istemeyen bir partnerimiz olduğunu söyledi bu
yüzden Japonya’ya giden ilk uçağı almak zorunda kaldım.”
“Japonya’da mısın?” diye sordu Bahar. Içinden ama bunların doğru olup olmadığını
merak ediyordu. Yoksa yine Soohyo ile beraber miydi ve ona yalan mı söylüyordu?
“Evet, Seoul’da hava alanında pasaport işlerini hallettikten sonra seni
arayacaktım, ama cep telefonumu unutmuşum! Hava alanından bir telefonla seni
aramak istedim, ama uçak bileti telefonumun içindeydi bir elektrik bilet olarak
ve telefonumu unuttuğum için pasaport işleri o kadar uzun sürdü ki, bittikten
hemen sonra uçağım kalkmak üzereydi ve ben koşa koşa terminale gitmeliydim.
Uçağa bindiğimde uçak kalkmaya hazırlanıyordu.”
“Peki Japonya’ya vardığında neden beni aramadın? Japonya’ya uçuş o kadar uzun
sürmüyor ki…” Bahar sesindeki üzgünlüğü saklamaya çalışmadı.
“Özür dilerim Bahar.” Seunghyun sesindeki üzüntüyü dumuştu. “Uçaktan iner inmez
işcilerimden biri gelip beni müşterimize götürdü. Bütün gece adamla anlaşma
üzerinde konuşmaya çalıştım, ama ‘iş konuşması’ dediği şeyden sürekli kaçındı
sanki. Hatta bir ara bana verdiği alkolü içmezsem benden sıkıldığı için
korumalarını çağırıp beni dışarı atcağını söyledi, o yüzden mecburen alkolü içtim.”
Bahar bu müşterinin Mr. Satou olduğundan emindi. O adam bir alkolikti ve onun
iyi yanına geçmek isteyenler onunla beraber alkol içmelilerdi. Endüstri’de ünlü
bir adamdı, en azından Bahar onu tanıyacak kadar ünlüydü.
Yani en azından Seunghyun’un bu konuda yalan söylemediğine emin olabilirdi
Bahar. Ama Seunghyun’un tüm açıklaması doğru muydu ki?
“Sarhoş oldun, demi?” diye sordu Bahar endişeli bir sesle.
“Evet…” diye güldü Seunghyun utangaçca. “Hala anlaşmayı imzalattıramadım, ama
en azından adamın iyi tarafındayım. Adamları beni otellerinden birine götürdü.
Bayağı güzel bir yermiş. Daha yeni uyandım ve aklıma gelen ilk şey seni aramaktı.
Seni meraklandırdığım için özür dilerim.“
‘Gerçekten aklına gelen ilk şey ben miydim?’ diye düşündü Bahar, ama
söyleyemedi. “Hala anlaşmayı imzalattıramadın mı?” diye sordu onun yerine.
“Evet, onunla başka bir buluşmam yok, bu yüzden biraz zor olcak gibi görünüyor,
çünkü adam iki gün sonra yurtdışında tatil yapcakmış. Yani iki gün içinde bu
imza işini halletmeliyim, yoksa birdaha göremem onu. Bir kaç günlüğüne eve geri
gelemem.”
Bahar hayal kırıklığını saklamaya çalıştı. Seunghyun’un dediklerinin doğru olup
olmadığını bilmediği için onu daha fazla dinlemek istemiyordu. “Seunghyun-ah,
kendine iyi bak, tamam mı?”
“Bahar, iyimisin? Sesin çok yorgun geliyor kulağa.”
“Iyiyim ben, sende kendine iyi bak.” diye tekrarladı Bahar “Geri geldiğinde
burda olcam.”
Bahar nerdeyse Seunghyun’un gülümsemesini duyabiliyordu. “Beni bekleyeceğini
biliyorum. Geri glediğimde sana bir hediye getiririm. Japonya’dan ne istersin?”
“Sadece seni istiyorum.” diye mırıldandı Bahar.
Seunghyun bunun bir şaka olduğunu düşünüp güldü. “Tamam, bir kaç gün sonra görüşürüz
öyleyse. Bye.”
“Bekle, Seunghyun…”
“Hmm?”
“Seni seviyorum.” dedi Bahar dikkatlice, ve havasını tutarak cevabını bekledi.
“Teşekkür ederim, bebeğim. Görüşürüz.” diyerek Seunghyun telefonu kapattı.
---
- Sizce
Jaejoong Soohyo’ya neden birden soguk davraniyor?
- Jeong Hoon ve Seunghyun birlesince neler olcak sizce? Seunghyun’un tepkisi
nasil olur?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder