15 Mayıs 2011 Pazar

KÖR (11. Bölüm)

11.
Bölüm






“Hala dağlarda
nöbet tutan ekiplerimiz var ve…” Nefise sustu ve bir kaşını kaldırdı. Yoochun
onu dinlemiyordu bile. “Yoochun?”

Yoochun sanki uykudan uyanmış gibi bir kaç kere gözlerini kırptı ve Nefise’ye
baktı. “Ne?”

“Iyimisin?”

“Iyiyim. Sadece birini düşünüyordum.”

“‘Birini’ mi?” diye sordu Nefise.

“’Bir şeyi’ demek istedim.”

“‘Bir şeyi’ mi?” Nefise’nin güzel yüzünde şaşkın bir ifade vardı.

“Bana ne bulduğunu anlat.” En iyisi konuyu değiştirmekti, diye düşündü Yoochun.

“Adamlarım kaza yerinde nöbet tutuyorlar…” ama Nefise lafını bitiremeden önce,
Yoochun yine onu böldü.

“Alış verişe gidelim mi?”

Nefise gözlerini kırptı. “Ne?”


“Süpermarket’e gidelim… canım alış veriş yapmak istiyor.” diye tekrarladı
Yoochun.

“Gözlerin iyileşmiş, ama beğnin’in yerinde olduğundan emin misin?”

Evet, ama kalbi hala iyileşmemişti.

“En iyi biftek satan market hangisi biliyor musun?”

“Hayır, ama Jaejoong kesin bilir. Amerika’da hangi marketin en iyi biftek sattığını
bile biliyor.”

“Seoul’da değil ama.”

“Hayır, bu sabah beni aradı ve bir süreliğine Seoul’da kalcağını söyledi.
Ada’daki kliniğine bakcak birisini bulmuş ve Seoul’a geri dönüp bir kaç ay
tatil yapıp sana bakmak istiyormus. Neden sana bakmak istediğini pek anlamadım,
ama neyse.” diye açıkladı Nefise. Bilmediği birşey vardı iki arkadaşı arasında.

Jaejoong Nefise gibi Yoochun’ın beğnine değil, kırık kalbine daha çok
üzülüyordu.

“Ozaman ara onu. Gidip biftek alalım, ben bu akşam pişiririm.”

Nefise’nin ağzı o gün yüzüncü kez açık kaldı. “Ne?”

“Bu akşam biftek ve kırmızı şarap üzerinde anlatırım sana herşeyi.”

■■■■■

“En iyi bifteği burda alabilceğimden emin misin?”

“Kime sorduğuna baksana!” Jaejoong gözlerini çevirdi. Uçaktan iner inmez arkadaşlarıyla
buluştu ve şimdi büyük bir süper market’te dolaşıyorlardı. “Hem sen
neden birden biftek istiyorsun ki? Şey yüzünden mi?”

“Evet.” diye cevap verdi Yoochun ve etrafına bakındı.

Nefise Jaejoong’a şaşkın bir ifade verdi. Jaejoong ona kafasını salladı ve
elini omzuna koydu. “Merak etme, bu akşam yanmış biftek ve kırmızı şarap’la
anlatır.”

Nefise sabırlı bir insandı. Bekleyebilirdi.

Iki arkadaş Yoochun’ı büyük market içinde takip ederken kendileri içinde bir kaç
şey aldılar. Iki saat sonra bıkmışlardı.

“Dönüp dönüp aynı rafları geziyoruz iki sattir.” dedi Nefise.

“Hala tüm malzemeleri bulamadım.” diye cevap verdi Yoochun sinirlice. Sinirli
bakışları Nefise’yi hiç etkilemiyordu.

Jaejoong Yoochun’ın alış veriş yapmasını sevdiğini fark etti. Yoochun ona
önceden bir kere Ahsen’in mükemmel bir biftek yapmak istediği için alış verişe
gittiğini anlatmıştı. Bazen sanki Yoochun bir köşe’yi dönüpte önünde Ahsen’i
biftek malzemeleri alırken görcek gibi oluyordu.

Jaejoong derin bir nefes aldı. En iyi arkadaşına çok acıyordu. Sonra kafasını
meyvelere çevirdi ve bir torbaya şeftali dolduran bir insana takıldı gözleri.
Rüya mı görüyordu yoksa? Baktığı kızın üzerinde yırtık pantolon, eski bir beyaz
tişört ve kahverengi bir ceket vardı. Kafasında bir şapka vardı ve yüzünü bir
grip maskesi kaplıyordu. Saçlarını bağlamıştı. Aynı Yoochun’ı o gün kliniğine
getiren bakımcıya benziyordu!

“Yoochun, şuraya baksana,” dedi Jaejoong ve Yoochun’ın kolunu tuttu.

“Ne?” Yoochun meyve kısmına baktı ve şapkalı grip maskeli kızı görmüştü.

Yoochun sanki Jaejoong’dan bir onaylama alır gibi kafasını ona kaldırdı.

Jaejoong kafasını sallayarak onayladı. “Boyuda aynı…”

Jaejoong lafını bitiremeden önce Yoochun kıza doğru koşmaya başlamıştı.

“Yoochun!” diye bağırdı Nefise arkasından. Neler oluyordu? Nefise artık hiçbir
şeyi anlamıyordu.

Jaejoong grip maskeli kıza bakıyordu dikkatlice. Kız Nefise’nin Yoochun’ın
ismini bağırdığını duyunca, kafasını kaldırdı. Jaejoong kakülünün ardında
gözlerinin korkuyla büyüdüğünü gördü. Kız Yoochun’ın ona doğru koştuğunu gördü.
Kendiside koşmaya başladı.

“Herşeyi öde ve Yoochun’ın evine git, biz sonra oraya geliriz.” dedi Jaejoong
Nefise’ye ve oda Yoochun’ın peşine takılıp Micky’yi takip etmeye başladı. Micky
olduğundan emindi, yoksa neden ondan kaçıyordu?

■■■■■

“Duygu! Bittin mi?”

“Abla? Iyimisin? Neden öyle çabuk hava alıyosun?”

“Bittin mi?” diye bağırdı Ahsen yeni (eski model) telefonuna.

“Bittim. Şimdi kitapcıdan
çıkıyorum. Sen alış verişinle bittin mi? Abla, ne oluyor?”

Ahsen kardeşinin kitapcıdan çıktığını gördü ve telefonunu kapattı. O hep süper
market’te alış veriş yaparken, Duygu onun karşısındaki kitapcı’ya girmesini
seviyordu.

Işık kırmızıydı, ama Ahsen onu görmemezlikten gelip karşıdan karşıya koştu.
Sonunda Duygu’nun yanına varmıştı. Etraftaki arabalar ona korna çalıyordu.

“Abla! Bu çok tehlikeliydi! Bana hep karşıdan geçince sağa ve sola…”

“Benimle gel,” diye lafını böldü Ahsen. Duygu’yu geri kitapcı’ya itti. Kafasını
bir saniyeliğine geri döndürdüğünde Mr. Park ve Jaejoong’un market’ten dışarı
koştuğunu gördü.

Maalesef, Ahsen’i görmüşlerdi ve onlarda kitapcı’ya doğru koştu. Iyiki kitapcı çok
doluydu ve içeri yada dışarı çıkan insanlar yüzünden Ahsen’in Duygu’yu ittiği
pek belli olmuyordu.

“Abla, ne oluyor?” diye bağırdı Duygu.

Ahsen kardeşini hemen tuvalete itti. Bu dükkanı çok iyi tanıyordu, çünkü
Duygu’nun en sevdiği dükkandı. Sonra Ahsen Duygu’yu kabinetlerden birine soktu
ve ardından kapıyı kilitledi.

“Ceketini ve tişörtünü çıkar!”

“Ne?”

“Duygu!” diye bağırdı Ahsen.

Duygu neler olduğunu hala anlamıyordu ama ablasının dediklerini hemen yaptı.
Ceketini ve tişörtünü çıkardı, sonra Ahsen’de aynı şeyi yaptı. Ahsen
pantolonlarının aynı renkte olduğuna şükrediyordu.

Cebinden yeni bir grip maskesi çıkardı (bunları hep yanında tutuyordu artık) ve
Duygu’ya taktı. Sonra şapkayı kardeşinin kafasına koydu. “Burda dur ve sakın dışarı
çıkma, anladın mı? SAKIN!”

■■■■■

“Bir grip maskeli kadını buraya girerken gördünüz mü?” diye sordu Yoochun bir çalışana.

“Tuvalete girerken gördüm,” diye cevap verdi çalışan.

Yoochun tuvalete doğru koştu. Jaejoong çalışan’a hemen teşekkür etti ve
Yoochun’ı takip etti.

Micky’yi buraya koşarken görmüşlerdi, ve Jaejoong’a sanki yanında bir kızı daha
sürüklüyor gibi gelmişti, ama emin değildi. Yoochun bunu görmemiş olabilirdi, çünkü
her an aklını yitirmek üzereydi.

Tuvalete girdiler ve o anda tam bir kadın kabinetlerin birinden çıkıyordu.

Yoochun kapı’da taş gibi durduğu için Jaejoong nerdeyse peşinden koştuğu için
onu yere yıkıyordu. Yoochun büyük gözlerle önündeki kadın’a bakıyordu.

Jaejoong’da kadına baktı şimdi. Üzerinde yırtık pantolon, çizgili tişört ve bir
mavi ceket vardı. Büyük bir yara yüzünün tüm sol tarafını kaplıyordu.
Tuvaletteki tek insan oydu galiba. Öyleyse Micky nerdeydi? Onlara yardım eden çalışan
bir hata mı yapmıştı?

“Sen!” diye bağırdı Yoochun sinirlice. Micky hiçbir yerde yoktu, bu yüzden
Yoochun’ın gözleri önündeki kadın’a bakıyordu… daha doğrusu gözleri ister
istemez yanağındaki yaraya bakıyordu.

Kadın korkuyor gibi görünüyordu.

“Yoochun, ne yapıy-” diye başladı Jaejoong, ama Yoochun lafını böldü.

“Bu kadın benim kazama neden oldu!” diye bağırdı Yoochun. Kadın’a doğru büyük
adımlarla ilerledi ve sağ yanağına tüm gücüyle sert bir yumruk attı.

Jaejoong yabancı kadın’ın yere düşmesini izledi, ama kadın tepki vermiyordu.
Yoochun onu yerden kaldırıp duvara ittiğinde bile kendini savunmaya çalışmadı.

“Jaejoong çabuk polisi ara! Bana yaptıklarını bir bir ödetcem bu pisliğe!”

■■■■■

Duygu iki eliyle ağzını kapalı tutuyordu ve herşeyi dinledi. Tuvalet’in kapağını
kapatıp üstüne oturmuştu, iki bacağınıda yukarı kaldırmıştı ki, kimse aşağıdan
onun içeride olduğunu görmesin diye. Ahsen dışarı çıkarken kapıyı kapatmıştı.

Duygu yine bir ses duydu ve ablası’na yumruk atıldığını anladı. Dışarı çıkıp
ablasını savunmak ve ona el kaldıran her kimseyi dövmek istiyordu.

Ama neler olduğunu bilmiyordu.

Ablasına susup hiçbir şey yapmayacağına söz vermişti.

“Bana yaptıklarını bir bir ödetcem bu pisliğe!” diye bağıran bir erkek sesi
duydu Duygu ve kalbi sıkıştı.

Ama ablasının sözleri aklındaydı. Ahsen ona sebebsiz bir şey yaptırmazdı.

Tuvaletin kapısı kapandığında bir süre daha elini ağzında tuttu, ama hiç
kimsenin sesini duyamıyordu. Sonunda ellerini çekti ve ölüyormuş gibi hava aldı.

Neler oluyordu?

Dongwook bilirdi!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder