Adı: MAZE (Labirent)
Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho,
Merve
Türü: Romantik, Komedi
Yazan: Cassie
NOT: Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
22. Bölüm
“Uyudumu?”
“Evet uyudu. Bugün cok eğlendi. Uyumadan önce bana Mr. ve Mrs. Park’la oynamasının
çok güzel olduğunu söyledi.” dedi Yunho.
“Eminim onlarda JiYool’u cok sevmişlerdir. Hatta Mr. Park’i bile güldürdü!”
diye güldü Büsra.
“Birsey icmek ister misin?” diye sordu Yunho. Mr. ve
Mrs. Park’i evlerine bıraktıktan sonra, Yunho’nun evine gitmişlerdi.
“Hayir, tesekkür ederim,” Büsra ona gülümsedi. Sonra
Yunho’nun yanına koltuğa oturdu. “Başkalarını ikna etmekte çok iyisin.”
“Sadece şanslıydım. Mr. Park’ı ve ailesini araştıran bir ajan arkadaşım vardı.
Nasil tüm bilgileri buldugunu bilmiyorum, ama bana istedigimi verdigi sürece,
beni ilgilendirmez.”
“Hmm… Ajan’lar öyledir. Neyi nasıl yaptıkları bilinmez…” Büsra kendi kendine mırıldandı.
“Ama gercekten inanılmazsın, daha dün BoA ile problemleri üzerinde konustun ve
arkadasin ailesi üzerinde tüm bilgileri bugün hazırladı?”
“Arkadaşım çok çabuk çalışıyor ve zaten daha bana bir borcu vardi, onu bununla
kapatti. Iyi bir ajan bulmak cok önemli, biliyormusun?”
“Evet, tabiki önemli.” Büsra gülümsedi. “Peki, tüm bu bilgileri okicam diye dün
aksam uyumadın mı?”
“Sadece en önemli şeylere baktım, ve bir kac önemli ve güclü faktörleri
topladim.”
“Ne gibi mesela?”
“Birinci faktör sensin. O gece restoran’da onlara söylediğin sözler onları çok
sinirlendirmişti ve o hala akıllarındayken, ben çabuk olmaliydim.”
“Gerçekten mi? Ama benim söylediklerimin onları etkilemediğini saniyordum.”
“Hayır, Mr. Park çok sinirlendi senin sözlerine. Demek ki onu etkiledin.”
“Hmm…” Büsra anlını kaşıdı. “Peki diğer faktörler?”
“JiYool’u onlarla bilerek tanıştırdım, çünkü onların çocukları çok sevdiğini
biliyorum. Bunu belki bilmiyorsundur, ama üç kardeşten ikisi yetimhane’den
geliyorlar. Mr. ve Mrs. Park öksüz çocuk görünce kalpleri yumuşuyor. Onlara
JiYool’u gösterince, beni biraz daha çok sevdiler. Bundan önce JiYool’a
sormustum onu onlarla tanıştırabilir miyim diye, ve hemen onları tanımak
istedigini söyledi.”
“Hım hım,” Büsra kafasını sallayarak onayladı. Yunho çok etkileyiciydi.
“Ayrica, biraz düşünürsen, insanlar yaşlandıkça onlar
icin en önemli şeyin ne olduğunu yavaş yavaş anlıyorlar. Jungmin uzun süredir
onlardan ayrı yaşıyor ve onlar onu cok özlüyor. Sende onlara Jungmin’in onlari
ne kadar özlediğini söyleyince, dahada yumuşadılar. Ayrıca, JiYool onlara
Jungmin’in çocukluğunu hatırlattı, Jungmin’in çocukluğunda daha hic bir problem
yoktu aile arasinda ve hepsi mutluydu, ve bunlarin hepsini onlara bugün ard
arda gösterdigimizde, ikiside herseyin eskisi gibi mutlu olmasini istediler.
Kalpleri yumusadi.”
Büsra cok sasirmisti. Yunho gercekten inanilmazdi. “Yumusak bir kalp en iyi
hedeftir.”
“Yumusak bir kalp kolaylikla ikna edilebilir.” dedi Yunho.
“Süpersin,” dedi Büsra.
“Sende süpersin, sana
yardim edermisin diye sordugumda bir saniye düsünmeden hemen evet dedin.”
“BoA icin yaptığını bildiğim icin. BoA’nin mutlu olmasını istiyorum. Onun icin
bu kadar şey yaptığına göre, onu mutlu edeceğinden eminim.”
“Umarim bunu onada gösterebilirim…”
“Bunu yapabilceginden eminim.”
Yunho gülümsedi. “JiYool ve ben her türlü seylerden konusuruz. Ona BoA’dan
bahsettigimde, bana yardim etmek istedigini söyledi. Dedi ki, cok yanliz misim
ve hic arkadasim yokmus… bu yüzden cok sikiciymisim bazen. Bir es bulsam daha
iyi olur iyor.”
Büsra güldü. “Cok akilli bir kiz.”
“Bazen biraz fazla akilli, ama iyiki var. Onsuz hayatimin anlami kalmaz.” dedi
Yunho, ve sonra konuyu degistirdi. “Peki sen ve Jungmin’in
arasinda ne var?”
“Biz sadece arkadasiz.” Büsra’nin gülümsemesi biraz kücüldü.
Yunho kafasin salladi. “Bana yardim ettigin icin sana bir borcum var. Bana
aranizda ne oldugunu söylemeli degilsin, ama sunu bilki ben cok merakli
birisiyim. Bana dertlerini anlatmak istersen hep burdayim.” dedi Yunho.
“Tesekkür ederim.” dedi Büsra. “Pei BoA ile ne yapmayi
düsünüyorsun? Istersen simdi ona git ve herseyi acikla. Ben JiYool’a
bakabilirim, zaten iyi anlasiyoruz.”
“Anne ve babasini ikna edebildim ama onun bana karsi
ne hissettiklerini bilmiyorum. Anne ve babasinin fikrini degistirmeyi basardim,
ama onun fikrini degistirmek istemem.”
“Ya seni sevmiyorsa?” diye sordu Büsra.
“Benimle aile
problemleri üzerinde konustu, yani onun benden nefret etmedigine eminim. Ona
askimi itiraf edicem, ama o bana karsi ayni seyleri hissetmiyorsa, o zaman onu
birakmaktan baska carem yok.” Yunho
üzgünce yere bakti.
“Ama bu cok acimaz mi?”
“Hayat bu, Büsra. En azindan, ona gercek askini bulma sansini verdim
diyebilirim. En azindan onun icin birsey yapmis olabildim.”
“Evet ona askini bulmakta büyük bir sans verdin.”
“Ama bunun onun benim hakkimda düsündüklerini degistirmesini istemiyorum. Beni
seviyorsa, o zaman gercek sevgi olsun istiyorum. Yaptigim seyler icin beni
sevmesini istemiyorum.”
“Gercek aski kolay kolay bulamazsin,” Büsra hala gülümsüyordu, ama biraz
üzgündü. Sanki sadece Yunho’dan degil, kendinden’de konusuyordu.
“Büsra,” diye basladi Yunho. “Bana telefon numarani verebilir misin?
Yunho bu sabah Büsra’yi bulusmaya cagirmak icin aramak istediginde, Jungmin’in
ev numarasini aramisti. Ama icinde bir his yakinda Büsra’ya o numaradan
ulasamayacagini söylüyordu.
“Tamam,” Büsra Yunho’nun telefonunu aldi ve kendi numarasini kaydetti.
“Sana baska bir numarada’da ulasabilir miyim? Jungmin
ve senin apartmanindaki numara haric?” diye sordu Yunho. Biraz abarttigini
biliyordu, ama yinede sordu.
“Hmm… Amerika’da evimin numarasini verebilirim.” Büsra Yunho’nun numaralarini
neden istedigine sasiyordu.
“Onu’da verebilir misin? JiYool’u Amerika’ya götürmeyi düsünüyordum yakinlarda,
belki bize yardimci olabilirsin?”
Büsra aslinda ‘Neden?’ diye sormak istiyordu, ama cok saygisiz olur diye,
kafasini salladi ve. “Tamam.” dedi.
Yunho yine düsüncelerine dalmisti. Büsra ona
Amerika’daki evinin numarasini verdigine göre, yakinda Amerika’ya dönmeyi
planliyordu.
Icinde bir his ona bu iki numara’nin daha isine yarayacagini söyledi.
-------------------
“Bugün anne
ve babamla yemege mi gittiniz? Nere’ye gittiniz? Neden bana
söylemedin? Ne üzerinde konustunuz? Ne yaptiniz?”
Jungmin Büsra eve girer girmez ona sorularla saldirdi. Ayni anda, Büsra
Jungmin’in üzerindeki renkli kiyafeti gördü ve kendi kendine gülümsedi.
Jungmin’in sorularini tamamen ignore etti, ve ona
gülümsedi. “Benimle odama gel.”
“Neden? Tamam öyleyse takip ederim hayatimin sonuna kadar! Bana
cevap verene kadar seni takip etcem! Neden Yunho’yla…”
Büsra onu hala dinlemiyordu ve yataginin yanindaki dolabin cekmecesinden bir
kutu aldi ve Jungmin’e verdi.
“Bu senin.”
Jungmin kutu’yu acti, ve icinde bir kac hafta önce gördügü araba figure vardi.
“Bu anlasmayi yaptigimiz tam bir ay oldu, sen küfürlü konusmayip, renkli
giyinecektin, bende onun karsiliginda sana bu arabayi alcaktim. Bugün evden
erken ciktigim icin senin icin bir kiyafet secemedim, ama kendiliginden bir
renkli kiyafet sectigine cok sevindim.”
Jungmin üstündeki kirmizi kazaga, sonra’da kafasindaki kirmizi sapka’ya bakti.
“Sey… bunlar rahat görünüyordu, o yüzden giydim.”
Büsra kötü yalanina kafasini salladi. “Istersen siyah
giyisilerine geri dönebilirsin, ama bence renkli kiyafetler sana gercekten cok
yakisiyor.”
Jungmin’in yanaklari birden kirmizi oldu. Hayatin’da kimseden utanmayan Jungmin
Büsra’nin söyledigi bir iltifat yüzünden kipkirmizi ve utangac olmustu. “Sen
öyle diyorsan, o zaman renkli giyinmeye devam edebilirim.”
“Süper!” Büsra güldü. Jungmin ama ona küsmüs gibi bakti. Büsra onun demek istedigini
anlamamisti.
“Sana birsey sorabilir miyim?” Jungmin Büsra’nin gözlerinin icine bakti.
“Anne ve baban’dan mi? Yunho ve ben sadece BoA’nin
hayatini kontrol etmemelerini söyledik, ve onlarida bayagi etkiledigimizi
düsünüyorum.”
“Gercekten mi?” Jungmin’in gözleri büyüdü saskinliktan.
“Evet!” diye güldü Büsra.
“Evet!” Jungmiin elindeki araba’yi yataga firlatti ve Büsra’ya sikica
sarildi. “Bu cok super! Inanilmazsin Büsra!”
Büsra ona geri sarilmadi ve kollarini asagida birakti. “Hayir, Yunho
inanilmaz.”
Jungmin Büsra’dan ayrildi, ve ellerini omuzlarina
koydu. “Ikinizde inanilmazsiniz! BoA cok mutlu olcak! ve Yunho’nun bunu BoA
icin yaptigina gore, onu cok seviyor olmasi lazim!”
“EVet, Yunho gercekten BoA’dan cok hoslaniyor.”
“Peki… Sende ona yardim ettigine gore… seninde mi cok sevdigin biri var?”
Jungmin kaslarini kaldirdi heyecanlica.
Ama Büsra hala demek istedigini anlamamisti. „Evet, bende
BoA’ya yardim etmek istedim. Gercekten iyi bir kiz ve mutlulugu hak ediyor.“
Jungmin yine küsmüs gibi bakiyordu. “Bosver,” deyip Büsra’dan ayrildi
“Ne oldu?” diye
sordu Büsra.
“Hic birsey…” Jungmin yataktaki araba’yi aldi ve oda’dan cikmaya gitti,
ama ayagi yatagin kenarina takildi ve öne dogru düstü.
Büsra hemen yere düsmeden onu kapti ve yine ayaklari üzerinde durdu Jungmin.
Jungmin bir süreligine romantic ask filmlerindeki gibi bir kac saniye Büsra’nin
gözlerine bakip, onun kolunu belin’in etrafinda hissetmek istiyordu… ama
olmadi. Zaten pozisyonlar degisikti =P
Büsra elini
Jungmin’in belinden cekti.
“Iyimisin?” diye sordu. Jungmin’in ayagina bakti, ve sonra
yine yüzüne.
Ayagii cok fena vurmustu yatagin kenarina, ama yüzünde hic aci bir ifade yoktu.
“Büsra,” dedi Jungmin ve gözlerinin icine bakti.
“Hmm?” Büsra Jungmin’in gözleri icinde kaybolmustu.
“Her düstügümde beni tutar misin?”
Büsra ona tatlica gülümsedi. “Evet, tutarim seni.”
Jungmin gülümsedi. ‘düsmek’ darken, Büsra’yla ‘ask icine düsmek’ demek
istemisti.
Maalesef, Büsra Jungmin ‘düsmek’ dediginde ‘yere düsmek’ anlamisti.
---
Aciklama:
Son kismi anlamayanlar icin: Burda ingiliz kelimesini kullanmak istedim, yani
‘Fall in Love’, (fall = düsmek), fall in love = asik olmak. Yani Jungmin düsmek
darken asik olmak demek istedi, ama Büsra yere düsmesini anladi. =)
Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho,
Merve
Türü: Romantik, Komedi
Yazan: Cassie
NOT: Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
22. Bölüm
“Uyudumu?”
“Evet uyudu. Bugün cok eğlendi. Uyumadan önce bana Mr. ve Mrs. Park’la oynamasının
çok güzel olduğunu söyledi.” dedi Yunho.
“Eminim onlarda JiYool’u cok sevmişlerdir. Hatta Mr. Park’i bile güldürdü!”
diye güldü Büsra.
“Birsey icmek ister misin?” diye sordu Yunho. Mr. ve
Mrs. Park’i evlerine bıraktıktan sonra, Yunho’nun evine gitmişlerdi.
“Hayir, tesekkür ederim,” Büsra ona gülümsedi. Sonra
Yunho’nun yanına koltuğa oturdu. “Başkalarını ikna etmekte çok iyisin.”
“Sadece şanslıydım. Mr. Park’ı ve ailesini araştıran bir ajan arkadaşım vardı.
Nasil tüm bilgileri buldugunu bilmiyorum, ama bana istedigimi verdigi sürece,
beni ilgilendirmez.”
“Hmm… Ajan’lar öyledir. Neyi nasıl yaptıkları bilinmez…” Büsra kendi kendine mırıldandı.
“Ama gercekten inanılmazsın, daha dün BoA ile problemleri üzerinde konustun ve
arkadasin ailesi üzerinde tüm bilgileri bugün hazırladı?”
“Arkadaşım çok çabuk çalışıyor ve zaten daha bana bir borcu vardi, onu bununla
kapatti. Iyi bir ajan bulmak cok önemli, biliyormusun?”
“Evet, tabiki önemli.” Büsra gülümsedi. “Peki, tüm bu bilgileri okicam diye dün
aksam uyumadın mı?”
“Sadece en önemli şeylere baktım, ve bir kac önemli ve güclü faktörleri
topladim.”
“Ne gibi mesela?”
“Birinci faktör sensin. O gece restoran’da onlara söylediğin sözler onları çok
sinirlendirmişti ve o hala akıllarındayken, ben çabuk olmaliydim.”
“Gerçekten mi? Ama benim söylediklerimin onları etkilemediğini saniyordum.”
“Hayır, Mr. Park çok sinirlendi senin sözlerine. Demek ki onu etkiledin.”
“Hmm…” Büsra anlını kaşıdı. “Peki diğer faktörler?”
“JiYool’u onlarla bilerek tanıştırdım, çünkü onların çocukları çok sevdiğini
biliyorum. Bunu belki bilmiyorsundur, ama üç kardeşten ikisi yetimhane’den
geliyorlar. Mr. ve Mrs. Park öksüz çocuk görünce kalpleri yumuşuyor. Onlara
JiYool’u gösterince, beni biraz daha çok sevdiler. Bundan önce JiYool’a
sormustum onu onlarla tanıştırabilir miyim diye, ve hemen onları tanımak
istedigini söyledi.”
“Hım hım,” Büsra kafasını sallayarak onayladı. Yunho çok etkileyiciydi.
“Ayrica, biraz düşünürsen, insanlar yaşlandıkça onlar
icin en önemli şeyin ne olduğunu yavaş yavaş anlıyorlar. Jungmin uzun süredir
onlardan ayrı yaşıyor ve onlar onu cok özlüyor. Sende onlara Jungmin’in onlari
ne kadar özlediğini söyleyince, dahada yumuşadılar. Ayrıca, JiYool onlara
Jungmin’in çocukluğunu hatırlattı, Jungmin’in çocukluğunda daha hic bir problem
yoktu aile arasinda ve hepsi mutluydu, ve bunlarin hepsini onlara bugün ard
arda gösterdigimizde, ikiside herseyin eskisi gibi mutlu olmasini istediler.
Kalpleri yumusadi.”
Büsra cok sasirmisti. Yunho gercekten inanilmazdi. “Yumusak bir kalp en iyi
hedeftir.”
“Yumusak bir kalp kolaylikla ikna edilebilir.” dedi Yunho.
“Süpersin,” dedi Büsra.
“Sende süpersin, sana
yardim edermisin diye sordugumda bir saniye düsünmeden hemen evet dedin.”
“BoA icin yaptığını bildiğim icin. BoA’nin mutlu olmasını istiyorum. Onun icin
bu kadar şey yaptığına göre, onu mutlu edeceğinden eminim.”
“Umarim bunu onada gösterebilirim…”
“Bunu yapabilceginden eminim.”
Yunho gülümsedi. “JiYool ve ben her türlü seylerden konusuruz. Ona BoA’dan
bahsettigimde, bana yardim etmek istedigini söyledi. Dedi ki, cok yanliz misim
ve hic arkadasim yokmus… bu yüzden cok sikiciymisim bazen. Bir es bulsam daha
iyi olur iyor.”
Büsra güldü. “Cok akilli bir kiz.”
“Bazen biraz fazla akilli, ama iyiki var. Onsuz hayatimin anlami kalmaz.” dedi
Yunho, ve sonra konuyu degistirdi. “Peki sen ve Jungmin’in
arasinda ne var?”
“Biz sadece arkadasiz.” Büsra’nin gülümsemesi biraz kücüldü.
Yunho kafasin salladi. “Bana yardim ettigin icin sana bir borcum var. Bana
aranizda ne oldugunu söylemeli degilsin, ama sunu bilki ben cok merakli
birisiyim. Bana dertlerini anlatmak istersen hep burdayim.” dedi Yunho.
“Tesekkür ederim.” dedi Büsra. “Pei BoA ile ne yapmayi
düsünüyorsun? Istersen simdi ona git ve herseyi acikla. Ben JiYool’a
bakabilirim, zaten iyi anlasiyoruz.”
“Anne ve babasini ikna edebildim ama onun bana karsi
ne hissettiklerini bilmiyorum. Anne ve babasinin fikrini degistirmeyi basardim,
ama onun fikrini degistirmek istemem.”
“Ya seni sevmiyorsa?” diye sordu Büsra.
“Benimle aile
problemleri üzerinde konustu, yani onun benden nefret etmedigine eminim. Ona
askimi itiraf edicem, ama o bana karsi ayni seyleri hissetmiyorsa, o zaman onu
birakmaktan baska carem yok.” Yunho
üzgünce yere bakti.
“Ama bu cok acimaz mi?”
“Hayat bu, Büsra. En azindan, ona gercek askini bulma sansini verdim
diyebilirim. En azindan onun icin birsey yapmis olabildim.”
“Evet ona askini bulmakta büyük bir sans verdin.”
“Ama bunun onun benim hakkimda düsündüklerini degistirmesini istemiyorum. Beni
seviyorsa, o zaman gercek sevgi olsun istiyorum. Yaptigim seyler icin beni
sevmesini istemiyorum.”
“Gercek aski kolay kolay bulamazsin,” Büsra hala gülümsüyordu, ama biraz
üzgündü. Sanki sadece Yunho’dan degil, kendinden’de konusuyordu.
“Büsra,” diye basladi Yunho. “Bana telefon numarani verebilir misin?
Yunho bu sabah Büsra’yi bulusmaya cagirmak icin aramak istediginde, Jungmin’in
ev numarasini aramisti. Ama icinde bir his yakinda Büsra’ya o numaradan
ulasamayacagini söylüyordu.
“Tamam,” Büsra Yunho’nun telefonunu aldi ve kendi numarasini kaydetti.
“Sana baska bir numarada’da ulasabilir miyim? Jungmin
ve senin apartmanindaki numara haric?” diye sordu Yunho. Biraz abarttigini
biliyordu, ama yinede sordu.
“Hmm… Amerika’da evimin numarasini verebilirim.” Büsra Yunho’nun numaralarini
neden istedigine sasiyordu.
“Onu’da verebilir misin? JiYool’u Amerika’ya götürmeyi düsünüyordum yakinlarda,
belki bize yardimci olabilirsin?”
Büsra aslinda ‘Neden?’ diye sormak istiyordu, ama cok saygisiz olur diye,
kafasini salladi ve. “Tamam.” dedi.
Yunho yine düsüncelerine dalmisti. Büsra ona
Amerika’daki evinin numarasini verdigine göre, yakinda Amerika’ya dönmeyi
planliyordu.
Icinde bir his ona bu iki numara’nin daha isine yarayacagini söyledi.
-------------------
“Bugün anne
ve babamla yemege mi gittiniz? Nere’ye gittiniz? Neden bana
söylemedin? Ne üzerinde konustunuz? Ne yaptiniz?”
Jungmin Büsra eve girer girmez ona sorularla saldirdi. Ayni anda, Büsra
Jungmin’in üzerindeki renkli kiyafeti gördü ve kendi kendine gülümsedi.
Jungmin’in sorularini tamamen ignore etti, ve ona
gülümsedi. “Benimle odama gel.”
“Neden? Tamam öyleyse takip ederim hayatimin sonuna kadar! Bana
cevap verene kadar seni takip etcem! Neden Yunho’yla…”
Büsra onu hala dinlemiyordu ve yataginin yanindaki dolabin cekmecesinden bir
kutu aldi ve Jungmin’e verdi.
“Bu senin.”
Jungmin kutu’yu acti, ve icinde bir kac hafta önce gördügü araba figure vardi.
“Bu anlasmayi yaptigimiz tam bir ay oldu, sen küfürlü konusmayip, renkli
giyinecektin, bende onun karsiliginda sana bu arabayi alcaktim. Bugün evden
erken ciktigim icin senin icin bir kiyafet secemedim, ama kendiliginden bir
renkli kiyafet sectigine cok sevindim.”
Jungmin üstündeki kirmizi kazaga, sonra’da kafasindaki kirmizi sapka’ya bakti.
“Sey… bunlar rahat görünüyordu, o yüzden giydim.”
Büsra kötü yalanina kafasini salladi. “Istersen siyah
giyisilerine geri dönebilirsin, ama bence renkli kiyafetler sana gercekten cok
yakisiyor.”
Jungmin’in yanaklari birden kirmizi oldu. Hayatin’da kimseden utanmayan Jungmin
Büsra’nin söyledigi bir iltifat yüzünden kipkirmizi ve utangac olmustu. “Sen
öyle diyorsan, o zaman renkli giyinmeye devam edebilirim.”
“Süper!” Büsra güldü. Jungmin ama ona küsmüs gibi bakti. Büsra onun demek istedigini
anlamamisti.
“Sana birsey sorabilir miyim?” Jungmin Büsra’nin gözlerinin icine bakti.
“Anne ve baban’dan mi? Yunho ve ben sadece BoA’nin
hayatini kontrol etmemelerini söyledik, ve onlarida bayagi etkiledigimizi
düsünüyorum.”
“Gercekten mi?” Jungmin’in gözleri büyüdü saskinliktan.
“Evet!” diye güldü Büsra.
“Evet!” Jungmiin elindeki araba’yi yataga firlatti ve Büsra’ya sikica
sarildi. “Bu cok super! Inanilmazsin Büsra!”
Büsra ona geri sarilmadi ve kollarini asagida birakti. “Hayir, Yunho
inanilmaz.”
Jungmin Büsra’dan ayrildi, ve ellerini omuzlarina
koydu. “Ikinizde inanilmazsiniz! BoA cok mutlu olcak! ve Yunho’nun bunu BoA
icin yaptigina gore, onu cok seviyor olmasi lazim!”
“EVet, Yunho gercekten BoA’dan cok hoslaniyor.”
“Peki… Sende ona yardim ettigine gore… seninde mi cok sevdigin biri var?”
Jungmin kaslarini kaldirdi heyecanlica.
Ama Büsra hala demek istedigini anlamamisti. „Evet, bende
BoA’ya yardim etmek istedim. Gercekten iyi bir kiz ve mutlulugu hak ediyor.“
Jungmin yine küsmüs gibi bakiyordu. “Bosver,” deyip Büsra’dan ayrildi
“Ne oldu?” diye
sordu Büsra.
“Hic birsey…” Jungmin yataktaki araba’yi aldi ve oda’dan cikmaya gitti,
ama ayagi yatagin kenarina takildi ve öne dogru düstü.
Büsra hemen yere düsmeden onu kapti ve yine ayaklari üzerinde durdu Jungmin.
Jungmin bir süreligine romantic ask filmlerindeki gibi bir kac saniye Büsra’nin
gözlerine bakip, onun kolunu belin’in etrafinda hissetmek istiyordu… ama
olmadi. Zaten pozisyonlar degisikti =P
Büsra elini
Jungmin’in belinden cekti.
“Iyimisin?” diye sordu. Jungmin’in ayagina bakti, ve sonra
yine yüzüne.
Ayagii cok fena vurmustu yatagin kenarina, ama yüzünde hic aci bir ifade yoktu.
“Büsra,” dedi Jungmin ve gözlerinin icine bakti.
“Hmm?” Büsra Jungmin’in gözleri icinde kaybolmustu.
“Her düstügümde beni tutar misin?”
Büsra ona tatlica gülümsedi. “Evet, tutarim seni.”
Jungmin gülümsedi. ‘düsmek’ darken, Büsra’yla ‘ask icine düsmek’ demek
istemisti.
Maalesef, Büsra Jungmin ‘düsmek’ dediginde ‘yere düsmek’ anlamisti.
---
Aciklama:
Son kismi anlamayanlar icin: Burda ingiliz kelimesini kullanmak istedim, yani
‘Fall in Love’, (fall = düsmek), fall in love = asik olmak. Yani Jungmin düsmek
darken asik olmak demek istedi, ama Büsra yere düsmesini anladi. =)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder