14 Mayıs 2011 Cumartesi

MAZE (Labirent) (23.Bölüm)





23. Bölüm





BoA park’ta bir bankta oturuyordu ve dün akşam olanları
aklından geçiriyordu.





Taemin ve BoA evde anne ve babalarını bekliyorlardı.
Yunho ve Büşra ile nereye gittiklerini bilmek istiyorlardi. Jungmin onlarla eve
gitmek istemiyordu, o yüzden geri kendi evine gitti Büşra’yı beklemek için.



Anne ve babaları eve geldiklerinde, BoA onlara sorularla saldırdı, ama onlar hiç
bir soruyu cevaplamadılar. Ona gülüp geçtiler ve ‘JiYool’ adlı bir kızın ne
kadar tatlı olduğunu konustular aralarında.





BoA yine denedi onları konuşturmaya. Nereye gittiniz? Neden
telefonlarınız kapalıydı? Yunho ve Büşra ne konuştu sizinle? Nereye götürdüler
sizi?






Taemin onlara JiYool’un kim olduğunu sorunca, onlar
dahada çok güldü ama yinede cevap vermediler.





“Bize ne olduğunu anlatır mısınız lütfen?” BoA yavaş
yavaş sinirlenmeye başlıyordu, ve anne ve babasına yıllardır ilk defa yüksek
sesle konuştu.





“Ah, tatlım, geç oldu. Hadi yatağa.” Mrs. Park önce
BoA’nın sonra Taemin’in yanağın’dan öptü ve kocasınla beraber yatak odasına yürüdü.





Girmeden önce Mr. Park döndü ve kızına konuştu. “BoA,
tüm soruların yarın açıklanacak.”

Odalarına girdiklerinde bile JiYool’dan konuşuyorlardı ve ne kadar tatlı olduğunu
söylüyorlardi.





Iki kardeş oturma odasında anne ve babalarının ardından
iki aptal gibi bakıyordu.

“JiYool kim yaa?” diye
sordu BoA Taemin’e.





“Bilmem… ama
güzel isimmiş.” Taemin kafasını salladı ve arkasına dönüp kendi odasına gitti.





Mr. Park doğru
söylemişti: BoA’nın sorularının hepsi bugün cevaplanacaktı.





Yunho ona
bir mesaj yazmıştı ve onunla bugün park’ta buluşmak istediğini söylemişti. BoA park’a
gelmişti, ama Yunho nerdeydi?



“Burdayım!”



BoA arkasına döndü ve Yunho’yu gördü. Ona doğru yürüdü ve ikisi beraber bir
bank’a oturdu.

“Nasılsın?” Yunho ona yakışıklı gülümsemelerinden birini verdi.



“Dün bana ne yaptığını söyler misin?” BoA çok meraklıydı ve daha fazla beklemek
istemiyordu.





“Saat
yedi’de uyandım, iki tost kızarttım…”

“Yunho,” dedi BoA. “Lütfen?”

Yunho BoA’nı güzel gözlerine baktı ve kalbi eridi. “Onları öğlen yemeğine
götürdüm ve seni olduğun gibi sevmelerini ve senin sevdiğin erkeği kabul
etmelerini söyledim.”






BoA oturduğu yerden hemen kalktı ve Yunho’ya bağırdı. “NE?! Biliyordum! Sana o gün ailemle
problemleri anlatmamalıydım! Sen sadece bir kulak olduğunu söyledin, ama senin
işleri karıştıracağını biliyordum!”



“BoA, rahat ol, ne yaptıysam, senin için yaptım,” Yunho’da yerinden kalktı, ve
BoA’nın omzuna bir elini koydu. “Hem, dün akşam eve gülerek gelmediler mi?”





BoA dün akşam
anne ve babasını hatırladı. Yunho’nunda dediği gibi çok mutlu görünüyorlardı.



“Büşra ve ben onların seni ve kardeşlerini ne kadar çok sevdiğini anlamlarını
sağladık. Sonunda, herşey’den önce çocuklarının mutluluğu önemli olduğunu
anladılar.”



“Bunu bana neden dün akşam söylemediler?”

“Onlara sana söylememelerini söyledim, cünkü ben sana herşeyi bugün anlatmak
istiyordum.” dedi Yunho. “Biliyorum kendini şu an aldatılmış hissediyorsun. Seni
zorla konuşturduğumu ve dediklerini aile’ne karşı kullandığımı düşünüyorsun,
ama ben yaptıklarım’dan hiç pişman değilim. Onlar artık gözlerini açtı ve çocuklarının
mutlu olmalarını istiyorlar. Umarım sende gözlerini açıp bunu sana yardım etmek
istediğim için yaptığımı anlarsın.”



BoA mantıklı düşünmeye çalıştı. Artık serbest’ti. Artık anne ve babası onu daha
fazla kontrol etmiyorlardı. Bu demek oluyor ki Jungmin’in Büşra ile beraber
olmak istemesine’de karşı çıkmazlardı.



En önemlisi, anne ve babası Yunho’yu gerçekten seviyor olmaları lazım. Çünkü
onlar ona süpriz vermesini çok seviyorlardı ve bu büyük süpriz’i Yunho onlara
söylememelerini dedi diye, BoA’ya söylememişlerdi.



“Bunların hepsini bana yardım etmek için mi yaptın?” diye sordu BoA.





“Aslında…”

“Yoksa bunun başka bir sebebi daha mı var?”



“Senin mutlu olman için ve benimle bu mutluluğunu paylaşma şansını vermen için
yaptım…” dedi Yunho direkce.

BoA gülümsemesini gizli tutmaya çalışıyordu. “Ne demek istiyorsun?”



“Aileni ne kadar çok sevdiğini biliyorum. Onların senin sevdiğin kişiyi
istemediklerini bildiğin sürece birine aşık olmazdın. Yani onların fikrini değiştirsem,
o zaman benim sende bir şansım olurdu.”



“Çok direktsin.”





“Öyleyimdir,”
Yunho gülümsedi.





“Peki…
nolcak şimdi?”





“Iki seçeneğin
var. Birincisi, bana senin için ‘ilk bakışta aşk’ olmadığını söylersen, sana
eski moda’da tatlı dil dökmeliyim. Ikincisi, bana ilk bakışta aşık olduğunu söylersen,
benim sana olduğum gibi, o zaman kestirme yolu kullanırım.”

“Eski moda ne gibi birşey?”

“Evine ve iş yerine çiçek ve çikolata gönderiyorum. Üç gün sonra, sana çıkma
teklifi ediyorum. Kabul edersen, seni yemek yemeye ve sinemaya götürüyorum. Sonra
seni evine götürüp yine buluşalım mı diye soruyorum. Seni öpmekten kendimi
geride tutuyorum. Üçüncü buluşmamızda seni anne ve babanın evinin önünde
öpüyorum. =D”

“Ne kadar gentleman mişsin,” diye güldü BoA. “Peki kestirme yol ne?”



“O benim gizli yöntemim.”

“Gizli yöntemin ne peki?”

“Önce bana ilk bakışta aşık olduğunu söylemelisin, yoksa söylemem.”

“Hmm, ikinci seçenek çok çekici.” BoA şakalaştı ve kafasını yana eğdi.





Yunho BoA’nın elini tuttu ve gözlerine baktı. Artık
ciddi’ye dönüşmüstü ve şaka yapmıyordu.”Lütfen anne ve babanla konuştuğumu
unut, lütfen senin için yaptığım herşeyi unut, herşeyi unut ve kalbine sor…
beni gerçekten seviyor musun?”

BoA’nın Yunho’nun gözlerindeki duyguları görünce kalbi eridi. Onu bu zamana
kadar hiç bu kadar kırılgan ve güçsüz görmemişti, sanki bir ‘hayır’ onu
öldürecekti, ama aynı zamanda ‘hayır’ derse, yüzüne mutlu bir maske takıp dik
omuzlarla gidecek gibi görünüyordu.





“Benim için ilk bakışta aşk değildi.” diye başladı
BoA.

Yunho yere baktı ve BoA’nın elini bıraktı. Zorla gülümsemeye çalıştı.



“Anladım, … yani…” diye başladı bir şakacı sesiyle, ama BoA yine elini tuttu ve
gözlerine baktı.





“Bitmedim
daha. Beni sonuna kadar dinlemeyen bir erkek arkadaşı istemiyorum.”





“‘Erkek
arkadaşı’ mi?” Yunho’nun gözleri ışıldamaya başladı.

BoA devam etti, “Benim için ilk bakışta aşk değildi. Seni çok yakışıklı ve iyi
buldum ilk görüştüğümüzde. Senin özel bir insan olduğunu düşündüm, ama o zaman
daha sana aşık değildim. Ben sana zamanla aşık oldum, her geçen gün biraz daha
sevmeye başladım. Ama sana tamamen aşık olmam çok uzun sürmedi doğruyu söylemek
gerekirse.”



“Ama sen şu an gerçekten, içten, hakikaten, bana aşık mısın? Yani valla mı?”





“Evet şu an,
ve sonsuza kadar.” BoA Yunho’nun tatlı tepkisine gülmemeye çalışıyordu.





Yunho’nun ağzı
açıktı ve birşey söylemek istiyordu ama dili tutuldu ve doğru dürüst bir söz
kuramadı. O kadar mutluydu ki konuşamıyordu. Bir süre sonra ağzını kapattı ve
BoA’ya sıkıca sarıldı. BoA Yunho’nun tatlılığına güldü.



Yunho’nun heyecanı biraz yatıştığında, konuştu, “Aslında böyle salak değilim,
hepsi senin suçun.”





“Öyleyse
senden uzak mı durayım?”



“Hayır, hayır, başkalarının önünde gentleman olacağıma seninle beraber olup
ömrümün sonuna kadar salak olmayı tercih ederim.”

Sonra bir ses onların konuşmasını böldü. “Umma!” (=Anne)

BoA Yunho’nun sarılmasından ayrıldı ve onlara doğru koşan küçük kıza şaşkın
gözlerle baktı.



Yunho BoA’nın şaşkın ifadesine güldü ve küçük kızı kucağına aldı.

“‘Umma’ mı? Anneni mi kaybettin?” BoA küçük kıza tatlıca soruyordu.





“Sen benim yeni umma’msın!” diyerek küçük kız BoA’ya
parmağıyla gösterdi.



Yunho küçük kızın yanağından öptü.





BoA kız’dan Yunho’ya bakıyordu. “Bu kız senin…”





Ama Yunho lafını bölmüştü. “Bu benim yetim kızım
JiYool. Umarım bir gün sende onu kızın olarak kabul edersin.”



BoA kırmızı oldu, hem utançtan, hemde Yunho’nun ona indirekt olarak evlenme
teklifi ettiğinden.





“Sen babam’dan çok daha güzelsin BoA umma!” JiYool
güldü.



“Hey! Hani ben dünyanın
en güzel insanıydım?” Yunho küsmüş gibi yaptı.



“Sen hala dünyanın en güzeli olabilirsin! BoA umma’m galaksi’nin en güzeli olur
o zaman!” JiYool kendi kendini alkışladı sevinçten.

Yunho ve BoA onun tatlılığına güldü.

“Demek sen annem ve babamın dün akşam konuştuğu JiYool’sun. Senin ne kadar tatlı
ve akıllı olduğunu söylüyorlardı.”



“Bende onları çok seviyorum. Onlar benim yeni halmoni ve halabojim’mi?” diye
sordu küçük kız. (halmoni = anneanne/babanne … halaboji = dede)



Yunho BoA’ya baktı ve cevabını bekledi. BoA bir saniyeliğine Yunho’ya baktı ve
sonra yine JiYool’a döndü.

“Bakarız =) Ama şimdilik, sana bir dondurma alayım mı? Ne dersin?”



JiYool kollarını BoA’ya doğru açtı ve BoA onu kucağına aldı. “Babam artık yanlız
ve arkadaşsız değil, demi?” diye güldü.

“Içimde bir his ikinizi bir araya getirmenin hayatımı bir felakete dönüştürceğini
söylüyor.” diyerek küsmüş gibi yaptı Yunho.

BoA ve JiYool güldü. “Hadi dondurma yemeye gidelim!” BoA kucağında JiYool ile
beraber yürümeye başladı.





“Ya! Beni bekleyin!” Yunho arkalarından koştu.






Kimi kandırıyordu? Bu ikisiyle hayatı felaket olsa
bile, mutlu bir felaket olurdu.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder